
Bu bölümde “acı çekmeden yaşamak mümkün mü?” sorusunun peşine düştük.
Bazen iyi hissetmenin tek yolunun hiç hissetmemek olduğunu sanıyoruz; bazen de hayal kurmanın, beklentinin, acının kapısını araladığını düşünüyoruz.
Peki, gerçekten her şeyin hep iyi olması mümkün mü?
Hayal kurduğumuzda hayal kırıklığına uğrayacaksak, hiç kurmamak mı gerekir?
Beklentisiz yaşamak bir tür ümitsizlik mi, yoksa anın içinde kalabilmenin olgun hâli mi?
Rabia ve Beyza bu bölümde, acıya, beklentisizliğe ve “iyi olma” hâline farklı pencerelerden bakıyor; kimi zaman içten, kimi zaman sorgulayıcı bir sohbetle “insan olmanın” tam ortasına dokunuyorlar.