
Omuzlarınızdaki Görünmez Yük: Nesiller Arası Travmanın İzinde
Şu anda hissettiğiniz o açıklanamayan huzursuzluk, bitmeyen tetikte oluş hali ya da bir türlü rayına oturmayan ilişkiler... Acaba bunların kökeni sizden çok daha öncesine, belki de hiç tanımadığınız atalarınıza kadar uzanıyor olabilir mi?
Bu bölümde, psikolojinin en gizemli konularından biri olan nesiller arası travmayı konuşuyoruz. Göç, savaş, baskı, istismar... Büyükanne ve büyükbabalarımızın yaşadığı büyük sarsıntılar, nasıl oluyor da bizim duygularımıza, seçimlerimize ve ilişkilerimize gizlice sızabiliyor?
DNA'daki ses düğmelerinden aile salonlarında yankılanan duygusal kalıplara; epigenetikten öğrenilmiş bağlanma biçimlerine kadar, bu görünmez mirası adım adım çözümlüyoruz. Daha da önemlisi: Bu döngüyü nasıl kırabileceğimizi, acıyı değil iyileşmeyi nasıl aktarabileceğimizi konuşuyoruz.
Eğer kendinizi sürekli alarm modunda hissediyor, bağımlı ilişki döngülerinde kayboluyorsanız ya da sebebini bilmediğiniz bir ağırlık taşıyorsanız... Bu bölüm tam size göre. Çünkü travma bir kimlik değil, aktarım da bir kader değil. Ve belki de biz, bu yükü taşıyan son nesil olabiliriz.
Fark etmek, onarmak, yeniden inşa etmek... Hazırsanız, bu yolculuğa birlikte çıkalım.