
Kontrol etmek çoğu zaman güvende hissettirir.
Planlar netleştiğinde, belirsizlik azaldığında zihnin kısa süreliğine rahatlar.
Ama bu rahatlama her zaman gerçek bir güvenlikten mi gelir, yoksa kaygıyı yatıştırma çabasından mı?
Bu bölümde, kontrol ihtiyacının kaygıyla nasıl iç içe geçtiğini; belirsizliğe tahammül edememenin ve güvende olma arzusunun zihinsel ve duygusal süreçlerimizi nasıl şekillendirdiğini ele alıyorum.
Kontrolün, her zaman güçten değil, bazen dayanma kapasitesine duyulan ihtiyaçtan doğduğunu konuşuyoruz.