1825'te İngiltere'de gerçekleşen ilk bölgesel ekonomik kriz, toplumların kendi içine kapalı yapısının aşıldığını kanıtlayan en temel göstergelerin başında geliyor. Emile Durkheim'in Anomi Kuramı, bugünü anlamamız için en az Baumann kadar etkili. Kaybettiğimiz normlar ve aidiyet unsurunun elimine edilmesi, toplumu nasıl derinden etkiler? Toplum gerçekten de bir üst akıl tarafından tesis edilmesi gereken bir olgu mudur? Nietsche'ye göre bu bir ihtiyaç değil, zorunluluktur. Bu Podcast'te tüm yönleriyle yeni etik sistemini inşa etmeye gayret gösteren dünyanın anlayışını ortaya koymaya gayret ettik.
Tarihte 2 defa inşa edilen Süleyman Mabedi, projesini Hz. Davut'un çizdirdiği bir yapıdır. Ancak podcastte anlattığımız bir günahı nedeniyle bu onur Davut'a bahşedilmez. Hz. Süleyman da göreve geldiğinde bu süreci başlatan isim olarak öne çıkar. Milattan önce 10. Yüzyıl'da tam 7 yılda inşa edildiği varsayılan mabedin herhangi bir arkeolojik kalıntısına denk gelemedik. Ancak bu hikayenin en önemli yanı Mabedin inşasından ziyade insanlık tarihine kattığı değerlerdir. Süleyman Peygamber, idarecilik esnasında nasıl bir rol üstlenmiştir? Önemli olan budur. Bu podcast'te bilinmeyen yönleriyle bunu ele almaya gayret ettik.
Hz. Musa Kur'an'da 136 kez geçen ve bu yapısı itibariyle oldukça kudretli bir yol gösterici olduğunu gösteriyor. İbrahim döneminde 60-70 kişilik Haburiler (Apuri) olarak yaşayan İsrailoğulları Musa'nın tebliğleri ile bazı kültürel bilinç basamaklarına da erişmenin yolunu buluyor. Günümüzdeki anlayışları bile şekillendiren bu temel öğretiler popüler kültürde 10, Musevi külliyatında 613 adet olarak bilinen temel öğütlere dayanıyor. İsrailoğulları ile başlayan ahitin, evrenselliği dönem içinde hem Hristiyanlara hem de Müslümanlara tebliğ edilse de, Musa'nın öğretilerinin bu yolda önemli bir yol gösterici olduğunu unutmamak gerekiyor. Peki gerçekte Musa ne öğütlemişti? Neleri kökten değiştirmişti?
Bu bölümde Atatürk'ün mason olabilme ihtimalini tarihsel kayıtlar ile ele aldık. Yeryüzünde birçok devrimde imzası olan ve dönemsel olarak da İttihat Terakki ile adı çokça zikredilen masonluk ve Atatürk ilişkisini ele aldık. Tamamen tarihsel kayıtlar ile ele aldığımız bu hususta, dönem üzerine yazılmış kitaplardan ve demeçlerden köken aldığımız gibi gazete küpürlerine de yer aldık. Onun yakınında olanların da bu konudaki beyanatlarını titizlikle işledik.
Komplo teorileri halkın çok sevdiği ve yüksek ilgi gösterdiği alanların başında geliyor. Bunu fark eden etkin bir azınlık olacağı varsayımıyla hikaye hızlıca belleklerde yer ediniyor ve dilden dile yayılıyor. Hal böyle olunca genel kanaati de hızlı şekilde yönetebildiğiniz senaryoların oluşmasına da vesile oluyor. Antik Atina'da ilk örneğini Pelopenez Savaşı'nda gördüğümüz bu senaryolar, bugün birçok seçim metinlerinin de içeriğini söylüyor. Asırlar geçmesine karşılık insanların bu hikayelere bu kadar yakından bağlanmaları da insanın gizli yanını gözler önüne seriyor.
Türkiye'de işsizlik veya düşük maaş çıkmazı artık her mesleğe sirayet etmiş vaziyette. Üstelik bu Türkiye'nin değil, tüm dünyanın sorunu. Ancak Türkiye'de 2005'ten bu yana üniversite mezunlarının 3 katına çıkması, sorunu daha da içselleştirmemize vesile oluyor. Diş hekimlerinin bile işsizlik üzerine açtığı başlıklarda yaptıkları tartışmalar bunun en net göstergesi gibi duruyor. Bunu sadece dönemsel bir trend gibi okumak da çözüme gitmek için bize bir veri sunmuyor. Türkiye'de düşük gelir skalasının belirgin çözüm metotları olsa da, ya bu yollar tercih edilmiyor ya da henüz yeterince farkındalık oluşmuş durumda değil. O halde gençlerimizi bekleyen sorunlar nelerdir?
Carbonari yani kömürcüler, İtalyan Risorgimento'sunu inşa edenler, Türk aydınlanmasına da örgütlenme şematiğinde büyük katkılar sundular. Mason doktrinleri ile benzerliği itibariyle ilgi çeken bu organizasyon, kontrollü bir direnişin ve kamuoyu oluşturmanın da eylemsel karşılığını oluşturuyordu. Talat Paşa, Emanüel Karasu gibi önemli isimler nezaretinde ikinci dönemine başlayan İttihat Terraki artık fedailere sahipti ve bu fedailerin ailevi mesuliyetini de üstlenmeye gayret ediyorlardı. İtalyan Büyük Locası'nın Büyük Üstat'ı olan Ettero Ferrari ile yakın ilişkiler ile uluslararası bir meşruiyet kazanmaya çalışan İttihat Terraki, kendi içinde de fikir ayrılıkları ile uğraştı. Bu Podcast'te hem Masonluk hem de İttihat Terakki tabanlı organizasyonel şemaları tarihsel kayıtlar ile inceliyoruz.
Tanrı insanla konuşur mu? Yoksa sadece peygamberler aracılığıyla vahiy mi gönderir? Hristiyan, Musevi, Müslüman tasavvufcular bunun üzerine ziyadesiyle çalışmış ve ortak bir kökende adeta buluşmuşlardır. İbn-i Arabi, Hallac-ı Mansur, Rene Descartes, Sokrates, Platon, Immanuel Kant, Carl Jung gibi birbirini tanımayan isimlerin ortak paydaşlığını yaptığı zorunlu yaratım süreci, Tanrı ile iletişimin de temel basamağını oluşturuyor. Onlara göre taşmadan oluşan yeryüzü, her varlıkta Tanrı'dan bir tecelli de barındırıyor. Hal böyle olunca varlığın temel basamağı, Tanrısal bir kelamı da içeriyor. Logos olarak bilinen bu tasavvufi perspektif hali hazırda, zihinlerde Tanrı'yı anlamak için de bir kudret oluşturuyor.
Günümüzde semavi dinlere ait kutsal metinlerin zamansallığı ve evrenselliği üzerine oldukça ayrışmış fikirler bulunmaktadır. Oysa ki, Kant'ın da ifade ettiği gibi dinler insana ahlak ve erdem aşılar. Bu değerler de, bir kanun niteliğinde olmayıp hem değişken hem de dinamik yapıdadırlar. Kur'an da bunun için anlaşmamız adına kavimler şekilde yarattığını söyler. Senkretik temellere dayanan bu dini anlatılar, herkesin bir başkasının inancını ve yeterliliğini sorguladığı bir alanın da temellerini inşa eder. Ancak bir yandan da dini metinleri okumamız için de farklı bir ufuk yaratır. O da Johann Herder'in kültürel bileşenler ile bezediği insanın da bir faktör olduğumuz gerçeğidir. Kutsal kitaplar evrenseldir derken neyi kastediyoruz?
Evet her seferinde metinlerin içeriğine ve anlatılarına odaklanıyorum ama kutsal kitapların nasıl kodeks haline getirildiği yani nasıl "kutsal kitap" olduğunu sanırım yeni takipçilerimize anlatmamız gerek. Herkesin de ilgi alanı olmayan Kur'an'ın, Tevrat'ın ve İncil'in kitap haline getirilmesi ile ilgili tarihi perspektifi yakından inceliyoruz. Bu sayede kutsal kitapların Semavi bileşeninden de önemlisi "beşeri" faktörlerden ve insana özgü hatalardan nasıl sıyrıldığını konu edinmeye çalıştık.
Hristiyanlar 1054'te Büyük Şizma'ya giden yolculuğa sebep olan problemler sadece teolojik kökene mi dayanıyordu? Filioque, dil problemi ve mayasız ekmek uygulamalarıyla başlayan problemler, aslında oluşan külliyatın tamamen ayrılmasına dayanıyordu. Hristiyanlar arasındaki ayrım, çok daha beşeri ve kültürel farklardan da köken alınca, kendi içinde bir çıkmaza girdi. Doğu Kilisesi her ne kadar mistisizme ağırlık verse de, Batı Kilisesi rasyonalizmi ve maddi evreni öncülleyerek kendine bir temel inşa etti. Gelin Doğu ve Batı Kiliseleri arasındaki bu yapısal sorunu oldukça kapsamlı şekilde analiz edelim.
Masonluk, ilk büyük locayı İngiltere'de kurdu. Bu süre zarfına kadar operatif masonluk, hali hazırda faaliyetlerine devam ediyordu. Resmi çatıya kavuşması İngiltere'de 1717'de ilk Büyük Loca'nın kurulmasıyla mümkün oldu. Whig Partiyle yakın ilişkilere sahipken, dönemsel yükselen reformist hareketlerin ve pozitif bilimin etkisiyle Masonluk, kısa sürede kraliyet ailesinin de göz bebeği oldu. Ancak tüm bunlar neden Avrupa'nın diğer ülkelerinde değil de İngiltere'de kendisine fiziki bir zemin bulabildi?
Gehinnom, Kudüs'ün güneyinde yer alan ve yeri halen tartışmalı olan bir vadi. M.Ö 8. yüzyıllarında İsrailoğullarından bazıları Molek adında bir puta ilk çocuklarını kurban etmek için bu vadiyi kullanırmış. Yahve ise Eski Ahit'te "Ben bu kadar iğrençliğe sapacaklarını düşünmedim." der. Bu vadinin adı zamanla cehennem kavramını alırken, Semavi dinler teolojisinde güçlü bir anlatının oluşmasına da vesile oldu. Mesela İsa, "gözlerin günah işlemene vesile oluyorsa birini sök ve at, bu hinnom vadisi'ne atılmaktan iyidir." der. Erken dönem (proto ortodoks) Hristiyanlık düzleminde cehennem nasıl işlendi? Daha da önemlisi dinlerin ahiret yaşantısına dair bakışı nasıl? Müslümanlarda cehennem anlayışı, bütünden farklı mı?
Edward Gibson gibi önemli isimler, Roma'nın yıkılışını kuruluşun üç ilkesi olan gravitas, vitrus ve peritas'ın yani bireysel erdemin terk edilmesine bağlıyor. Seneca ise ahlaksal çöküşü yine aynı sistemlere bağlıyor. Roma'da civitas'ın apathie'ye indirgemesi, kısacası tepkisizleşmesinin temel kökenlerine indirgeyen bu yaklaşımlar, bugün dahi birçok devletin güncel durumuna ve geleceğine ışık tutuyor.
Avrupa'nın yoğun katolik sınıf baskısından bunalıp, kendisine milli bir kimlik arayışı asırlar süren bir konu. Bianchi ve Neriler arasında başlamış gibi görülen siyasal çekişme aslında Batı ve Doğu kiliselerinin ayrımına kadar gidiyor. 25 dakikada Avrupa aydınlanma hareketini başından sonuna kadar değerlendirdik.
Semavi kodeksinde incelediğimiz tüm kitaplar, ortak bir paydada insanlık için varolan metaforik tüm anlatıları soyut bileşenlerin geliştirilmesi üzerine kurguluyor. Oysa ki Orta Çağ Hristiyanlığı ve erken dönem Museviliği başta olmak üzere "scholar" sınıfı, yani ruhbanlar, dinleri genelde sacramentlere indirgeyip, mesajın gelişmesinde büyük bir engel gibi davranıyorlar. Bu da beraberinde insanın düşünsel gelişiminin önündeki pranga gibi karşımıza çıkıyor. Sorunsalların aşılması için din adamlarının temel doktrinlerinden önce dinlerin kendisinin öğrenilmesi büyük bir önem arz ediyor.
Mason kelimesi, duvar ustası anlamına gelse de, yakın tarihin her alanına sirayet etmiş kapalı bir gruptur. Sanıldığının aksine ne Musevilikle, ne de Siyonizm hareketi ile alakası vardır. Ancak onlara giydirilmeye çalışılan olumsuz gömlek için tarihin her alanında kullanılmış bir ithamdır. Masonluk ile Yahudilik arasındaki korelasyon hem Orta Çağ Hristiyanlığının hem de güçlü krallıkların faaliyetlerine meşruiyet kazandırmak için kullanıdıkları bir örüntüden öte değildir. Süleyman Mabedi, hem sayısal hem de alegorik manada denk düşmese de Menora benzeri şamdan Masonluğun ezoterik mahiyetini Yahudilikle ve belki de kabala okültizmi ile birleştirme gayretlerine meşru bir zemin hazırlamıştır. Gelin Masonlar tarihin hangi alanlarına doğrudan temas etmiş birlikte inceleyelim!
Apati, vatandaşların devlet konularına dahil olmak için çaba göstermemesi ve devletin temelini oluşturan kolektif bilincin noksanlaşması anlamına gelmektedir. Beraberinde ayrıcalıklı ve yandaş bir zümrenin oluşmasına vesile olan bu girişimler, non-politik popülasyonun geleceğine doğrudan müdahale edecektir. Yani toplumsal tepkisizlik, geleceği daha da belirsizleştirir ve güvensizleştirir.
Roma yani SPQR, tüm devletsel diyalektiğin geliştiği oldukça önemli bir devlet. Hal böyle olunca onun çöküşüne yol açan nedenler, birçok devlet için de rehber olma niteliğindedir. Altın Çağ olarak kabul edilen Augustus, Trajan, Marcus Aurelius sonrasında "civitas" denilen erdemli yurttaş kavramı yitirilmiştir. Birçok kademenin de anlamsal bütünlüğü yitirildiğinden, yurttaşlar artık devletin varlığı için çaba göstermemektedir. Batı Roma tarihinden tüm insanlık için çıkarılacak dersler mevcut. Bu Podcast kaydında da bunu ele almaya çalışacağız.
İlk insan doğduğunda ahlaklı mıydı yoksa ahlak zaman içinse toplu yaşamla mı şekillendi? Topluluklar arasında görülen ilk ahlak tanımları, günümüz anlayışıyla da uyumlu mu? Pragmatik düzende inşa edilen ilk ahlak doktrinleri nasıl hız kazandı?