Bir bisiklet turu. Şüpheli bir hamburger. Ve kafaya düşen soru:
“Ben şimdi deli dana mı oluyorum?”
Bu bölümde Doktor Kadir’le birlikte, bilim dünyasının en garip karakterlerinden biriyle tanışıyoruz:
🧠 Prionlar.
Ne virüs, ne bakteri.
Sadece yanlış katlanmış bir protein… ama ortalığı karıştırma potansiyeli efsane.
🎢 Bölüm boyunca korku metreleriyle gidip geliyoruz:
Prion nedir, nasıl bulaşır?
Deli dana olayı gerçekten neydi, neden dünyayı ayağa kaldırdı?
“Spontan prion” diye bir şey varsa… neden kimseye söylemediniz?!
Teşhis neden zor, tedavi neden yok?
Alzheimer ve Parkinson’a buradan bir bağlantı çıkar mı?
📍 Ve evet…
2025’te Türkiye’de “deli dana geri mi döndü?” haberleri de çıktı.
Resmî olarak “panik yok” deniyor ama biz ESP olarak şunu yapıyoruz:
👉 Korkuyu alıyoruz,
👉 Bilgiyle çarpıyoruz,
👉 Biraz mizahla yumuşatıyoruz.
Bölümün ikinci yarısında ise ESP’nin sevdiği yerden geliyoruz:
💡 Karanlık bir konuda umut veren bir bilim insanı hikâyesi,
🤖 Yapay zekâ, protein katlanması ve “ya bu iş bir gün gerçekten çözülürse?” ihtimali.
ESP dostları merak etmesin:
Amaç hâlâ aynı —
uzun bir ömür boyunca, deli dana olmadan, birlikte bölüm yapabilmek.
🎧 Dinleyin, ama deli dana olan geyik videolarını izlemeyin.
Gerçekten izlemeyin.
Black Friday bitti ama kafamızdaki soru hâlâ duruyor: Bu indirim tiyatrolarında kararı gerçekten biz mi veriyoruz, yoksa yapay zekâ mı bizi yönlendiriyor?
Bu bölümde Kara Cuma’nın kaotik Philadelphia kökeninden, “yılın en düşük fiyatı” iddialarının ne kadarının doğru olduğuna; stok oyunlarından, son dakika indirim paniklerine kadar tüm indirim psikolojisini masaya yatırıyoruz.
Sonra geleceğe dönüyoruz: Dinamik fiyatlama, ruh haline göre fiyat çeken algoritmalar, GPT’ye sorup alışveriş yapma dönemi ve markaların yapay zekâ üzerinden ürün yerleştirmeye başladığı yeni dünya… Yakında indirimlere biz mi karar vereceğiz yoksa dijital asistanlarımız mı?
Siz bu yıl nasıl bir Kara Cuma deneyimi yaşadınız? Gerçek indirimlere mi denk geldiniz, yoksa siz de bu büyük tiyatronun içinde rol mü kaptınız?
Yorumlarınızı Instagram’da bekliyoruz.
Telefonu düşünerek açtığınızı, ya da sadece içinizden geçirdiğiniz küfürlerin yanlışlıkla mesaj olarak gittiğini hayal edin. Kulağa Black Mirror bölümü gibi geliyor ama bu teknoloji aslında çoktan hayatımıza girmiş durumda. Harika mı, korkunç mu, ikisi birden mi?
Bu bölümde beyin makine arayüzlerini konuşuyoruz:
• Neuralink’in invazif çipleri vs damarın içine takılan stent tabanlı çözümler
• Felçli ve ALS hastaları için bugünden mümkün olan kullanım alanları
• Görme engelini aşmak, görme korteksine kamera bağlama fikri
• Beynin hacklenmesi, beyne reklam basılması, politik manipülasyon ve distopyalar
• Eğitim, eşitsizlik, çocuklara çip takma baskısı gibi etik ikilemler
Siz olsanız garanti verilse bile beyninize böyle bir çip taktırır mıydınız?
Bölümü dinledikten sonra düşüncelerinizi Instagram’dan bizimle paylaşmayı unutmayın.
Yapay zekâ gerçekten devrim mi, yoksa dev bir döngü mü?
Bu bölümde AI dünyasındaki döngüsel yatırım ilişkilerini masaya yatırıyoruz:
Nvidia, OpenAI, Oracle üçgeninde kimin eli kimin cebinde?
OpenAI neden tedarikçilerinden para alıp sonra o parayla yine onlardan hizmet satın alıyor?
Nvidia’nın değeri nasıl oluyor da ABD’deki en büyük 15 ilaç şirketinin toplamını geçiyor?
MIT’nin “şirketlerdeki yapay zekâ pilotlarının %95’i başarısız” bulgusunun anlamı ne?
Samsung’un küçük modelleri, “gigavatlık veri merkezi” rüyasını bozabilir mi?
Batu, Gartner’ın hype döngüsü ile “önce şişer, sonra çukur, sonra gerçekçilik” tezini savunuyor;
Cem ise “bu sefer farklı, bu sefer altyapı şart” tarafında duruyor.
İkisi de aynı soruda birleşiyor:
Bu iş balon olsa da olmasa da, bundan kaçmak mümkün mü?
Son düzlüğe gelirken, AMD ve Nvidia CEO’larının akraba çıkması, OpenAI üzerinden hepsinin birbirine bağlanması ve orta çağ kraliyet evlilikleri benzetmesiyle, iş iyice komik bir finansal aile dizisine dönüyor.
Yatırım tavsiyesi değildir;
ama “kimin kuzeni kimin CEO’su, kimin yatırımı kime dolanıyor” merak ediyorsanız, bu döngüsel bölüm tam size göre.
Kas yapmak için protein tozu, odaklanmak için magnezyum, iyi uyumak için melatonin...
Artık herkesin elinde bir hap, her derdin bir takviyesi var.
Peki bunlar gerçekten işe yarıyor mu? Yoksa sadece modern çağın yeni ‘placebo’ kültürü mü?
Bu bölümde Doktor Kadir ile, takviye gıdaların yükselişini ve arkasındaki psikolojiyi masaya yatırıyoruz.
Kimler gerçekten takviye kullanmalı? Hangileri bilimsel olarak kanıtlı, hangileri sadece pazarlama?
Multivitaminlerden probiyotiklere, kreatinden omega-3’e kadar en çok konuşulan ürünleri tek tek ele alıyoruz.
Üstelik sadece bilimsel değil, toplumsal yönüyle de:
Neden ‘herkes bir şey alıyor, ben almalıyım’ baskısı hissediyoruz?
Ve belki de en önemlisi — eksik olan gerçekten bir vitamin mi, yoksa biraz uyku mu?
Everest’te trafik var, Bluetooth hoparlörle tırmananlar çoğaldı, VR gözlükle dağa çıkanlar kapıda.
Bu bölümde, doğa tutkunu konuğumuz Müge Naoko Gönül ile modern dağcılığın ticarileşmesini, doğanın dokunuşunu ve “gerçek deneyim” kavramını sorguluyoruz.
Artık dağa çıkanlar gerçekten doğayı hissetmek için mi oradalar, yoksa sadece zirveden bir story atmak için mi?
İki tip dağcı var: biri fetheder, diğeri izin ister.
Hangisi sensin?
Bir kutu hap bazen neden altın fiyatına satılıyor? Neden ilaç fiyatları ülkeler arasinda çok fark ediyor? Fiyatlar gerçekten yüksek Ar-Ge maliyetlerinden mi kaynaklanıyor, yoksa patent sistemi ve sigorta oyunları işin içine girince işler bambaşka bir yere mi gidiyor?
Trump’ın “%1000 indirim yapacağım” sözü kulağa şaka gibi geliyor ama aslında bu sektörün absürt matematiğini çok iyi özetliyor. Bu bölümde, ilaç şirketlerinin kanımızı emen vampirler mi yoksa bizi kurtaran melekler mi olduğuna karar vermeye çalışırken, işin arkasındaki ekonomik, politik ve bilimsel dinamiklere de göz atıyoruz.
Bedenini, ölüme yaklaşınca dondurup, hastalıklarının çaresi bulunduğunda uyanmayı bekleyen yüzlerce insan var.
Peki bu gerçekten bilim mi, yoksa çok pahalı bir bilimkurgu fantezisi mi?
Bu bölümde cryonics dünyasına dalıyoruz:
❄️ İnsanlar neden kendini dondurtur?
🧠 Bilinç geri getirilebilir mi? Dondurmak tek metod mu?
⚖️ Etik, bilim ve saçmalık çizgisi nerede başlıyor?
Ve tabii şu soruların cevabını da arıyoruz:
“Dondurulup uyandığında kim seni karşılayacak?”
“Netflix ya da banka şifren hâlâ çalışıyor olacak mı?”
“Ve en önemlisi... ya fişi çekerlerse?”
“Bu yıl 500 kitap okuyacağım” diyenlere inanmalı mıyız? Bu bölümde hızlı okuma tekniklerinden hafıza güçlendirmeye, odaklanma becerilerinden zihinsel performansın geleceğine kadar her şeyi konuşuyoruz.
Türkiye’nin önde gelen hızlı okuma uzmanı ve eğitmeni Mehmet Taşhanlıgil, bize hızlı okumanın ne olduğunu anlatırken işe yarayan pratik yöntemleri de paylaşıyor. Aynı zamanda bu becerilerin gelecekte nasıl dönüşeceğini de masaya yatırıyoruz: Yapay zekâ, beyin-makine arayüzleri ve zihnin sınırları nereye gidiyor?
Üstelik dikkatli dinleyenlere bir sürprizimiz var: Superead uygulamasında indirim kazanmak için bölümde geçen kodu kaçırmayın! (https://superead.com/ - ödeme sayfasında indirim / discount kısmına kodu girebilirsiniz)
Sessiz, devasa, klimalarla soğutulan tapınaklar, yani veri merkezleri…
İçinde insanlar değil, yapay zekâlar büyüyor.
Texas çöllerinden Abu Dabi’ye, Güney Kore’den Norveç’e kadar ülkeler, kendi AGI’larını (Genel Yapay Zekâ) eğitmek için dev veri merkezleri inşa ediyor. Artık mesele sadece teknoloji değil, jeopolitik de: “Hangi ülke daha çok GPU’ya, daha fazla elektriğe, daha büyük tapınağa sahip? Hangisi nihai yarışta önde?”
Ama zekâ ne için kullanılıyor derseniz… Bilimsel atılımlar mı? Yoksa dans eden hamburger videoları mı? İşte bu bölümde, veri tapınaklarında süren çağımızın soğuk savaşını konuşuyoruz.
Yeni süper güç: elektrik.
Yeni silah: GPU.
Yeni savaş alanı: veri merkezleri.
Yeni bir teknoloji çıktığında artık "vay be!" demiyoruz.
Teknoloji ilerliyor ama neden her şey bu kadar zorlaşıyor?
Printer bozuk, uygulama dondu, asistan yanlış kişiye mesaj attı…
Bu bölümde yeni teknolojilerin bizi artık neden heyecanlandırmadığını irdeliyoruz. Bunu yaparken 2025 yılında yaşayacağımızı tahmin etmediğimiz, sinir bozan teknoloji problemlerine değiniyor, teknoloji devlerinin hayal kırıklıkları yaratan açıklamalarına, tutulmayan sözlerine ışık tutuyoruz.
Gelin isyanımıza siz de katilin.
Bu bölümde doktor Kadir’in uzmanlık alanına girip, cerrahinin geçmişine, bugününe ve geleceğine bakıyoruz. Berber-cerrah locaları ile kurumsallaşmaya başlayan cerrahi, günümüzde robotik ve yapay zeka ile nasıl şekilleniyor, ve nasıl bir geleceğe doğru gidiyor? Yapay zekâ, robotik ve sanal / artırılmış gerçeklik bunun neresinde? Uzmanı bulmuşken hepsini inceliyor ve sizlerle paylaşıyoruz!
Bir ASMR videosu izlerken durduk ve kendimize sorduk, nedir bu ASMR, açılımı nedir, YouTube neden milyonlarca izlenme alan garip ses videoları ile dolu? Bu sorulardan yola çıkarak seslerin insan fizyolojisi üzerindeki etkilerini konuştuğumuz, müzik terapisi, ses terapisi, gong’lar, gürültülü restoranlar ve sessizlik odalarından bahsettiğimiz, seslerin gizemli dünyasına girdiğimiz bir bölüm size bekliyor!
Yine yeniden yapay zeka.. ancak bu sefer bize hikayeler yazıp resimler üretmek yerine kodlarımızı yazıyor, yazılımlar geliştiriyorlar. Bu teknoloji şu an ne durumda? Peki, bu kodlama bilmeyen herhangi birinin, bir haftasonunda milyonluk bir uygulama yapabilmesini sağlar mı? Ya yazılımcılara ne olacak? Bu ve daha fazlası için sizi bu bölüme bekliyoruz.. Bonus olarak bir sürü çılgın start up fikri paylaştık, bölümü dinledikten sonra kendinizi bir anda köpek tinder'ı yaparken bulabilirsiniz :)
Gözle görülmez kirliliğin hayatımıza etkilerini merak ediyor musunuz? Son podcast bölümümüzde #Mikroplastik dünyasına dalıyoruz. İçtiğimiz sudan soluduğumuz havaya, gerçekten ne kadar endişelenmeliyiz? 🌐🎧 #EkoSohbet #Plastiksiz
Akıllı telefonlar, akıllı süpürgeler, akıllı gözlükler...
Iphone 16 ve Apple intelligence ile yapay zeka hayatımızın daha da içine girdi.
Her şey artık daha akıllı! Yapay zeka özelliklerinin nasıl hayatımızı kolaylaştırdığını keşfederken, bu cihazların gizliliğimiz üzerinde yarattığı etkileri de tartışıyoruz.
Teknoloji ilerledikçe, biz ne kadar güvende olacağız?
Bu bölümde, geleceğin yemek kültürünü şekillendirebilecek öğün tozlarının dünyasına dalıyoruz. AG1 ve benzeri "yemek yerine geçen" tozların sırlarını çözüyor, bu mucize(!) tozların nasıl yapıldığını ve çalıştığını inceliyoruz. Kendi deneyimlerimizi paylaşırken, bu tozların gerçekten işe yarayıp yaramadığını tartışıyoruz.
Mevcut yemek alışkanlıklarımızı masaya yatırırken, öğün tozlarının vaatlerini ve ideal senaryoda nasıl bir gelecek sunduklarını hayal ediyoruz. Acaba yakında toz haline getirilmiş bir İskender kebap görecek miyiz? Yoksa bu tozlar, sadece bilim kurgu filmlerindeki uzay yiyecekleri olarak mı kalacak?
Geleceğin mutfağına hoş geldiniz! Ama dikkat, tozdan adam olmaz derler, bakalım yemekten toz olur mu?
Bu bölümde Charlie XCX hayranı Kadir bize Charlie XCX'in ilham verici hikayesini anlatıyor. Özgün tarzını bırakıp pop müzik yapmasıyla popüler olup kimlik bunalımına giren Charlie XCX özgün tarzına geri dönüp 2024 yazına nasıl damgasını vurdu?
Bu bölümde, olimpiyatların görkemli açılış törenlerinden ilham alarak spor dünyasının derinliklerine iniyoruz. Olimpiyatlara damgasını vuran unutulmaz anları incelerken, oncelikle grileşen kavramları ve olimpiyatlardaki yansımaları üzerine Imane Khelif'in zorlu sürecini ele aldik. Sporun ötesine geçerek, siber zorbalığın gölgesinde yaşanan mücadeleleri ve bu küresel gösteriyi tanımlayan zirveleri / düşüşleri masaya yatırdık. Başlıkların ardındaki hikayeleri keşfederken, dünya sahnesinde sınırları zorlayan sporcuları kutluyor, gündeme damgasını vuran Paris Olimpiyatlarını ESP perspektifi ile ele alıyoruz.