Yazarlarımızdan Tuğrul AKŞAR'ın bir makalesinden hareketle hazırladığımız bu bölümde FIFA 2025 Futbol Menajerleri Raporu verilerini analiz ederek küresel transfer piyasasındaki güncel eğilimleri ve aracıların finansal rollerini tartışıyoruz
Podcast erkek futbolunda menajerlere ödenen ücretlerin 1,37 milyar dolar ile tüm zamanların rekorunu kırdığını vurgularken, kadın futbolundaki menajerlik harcamalarının da hızla yükseldiğini belirtmektedir. İngiltere ve Almanya gibi UEFA ülkelerinin harcamalarda başı çektiği, transfer süreçlerinde profesyonel lisanslı temsilcilerin etkisinin her geçen gün arttığı görülmektedir.Podcast ayrıca, FIFA’nın yeni sınav sistemi ile menajerlik mesleğinin daha regüle bir yapıya kavuşturulması çabalarını ve artan lisans başvurularını ele almaktadır.
Bu bölümde yazarımız Prof. Dr. Ahmet Talimciler’in kaleme aldığı analizden yola çıkarak, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun son açıklamalarını söylem, kurum kültürü ve futbol yönetişimi açısından ele alıyoruz.
Futbol nasıl bu kadar eşitsiz hale geldi? Bir yanda milyar euroluk devler, diğer yanda ay sonunu zor getiren kulüpler…
Bu bölümde yazarımız Tuğrul Akşar’ın analizinden yola çıkarak, Avrupa futbolunda merkez ligler ile çevre ligler arasındaki yapısal eşitsizliği ve bunun sürdürülebilirliğini ele alıyoruz.
Bu bölümde Av. Mustafa Batmaz’ın kaleme aldığı analizden yola çıkarak, futbolun Gen Z karşısında neden tempo kaybettiğini ele alıyoruz.
90 dakikalık maç formatı neden yeni nesle uzun geliyor? Duran toplar, VAR incelemeleri ve oyundaki temposuzluk izlenebilirliği nasıl etkiliyor? TikTok, Twitch ve dijital içerik dünyası neden artık futbolun en büyük rakibi?
Bu bölümde, Premier Lig’in finansal düzenlemelerinde yapılan önemli değişikliği ele alıyoruz. Lig, mevcut Kârlılık ve Sürdürülebilirlik Kuralları’ndan (PSR) çıkarak, kulüp gelirlerine bağlı harcama limitleri getiren yeni Kadro Maliyeti Kuralları’na (SCR/SSR) geçiyor.
Bu bölümde Av. Mustafa Batmaz’ın kapsamlı analizinden yola çıkarak, Türkiye’deki bahis soruşturmasında masumiyet karinesinin nasıl ihlal edildiğini ve bunun İngiltere ile ABD’deki uygulamalarla ne kadar keskin bir tezat oluşturduğunu ele alıyoruz.
Sorun tek tek futbolcularda ve hakemlerde, yani balıklarda mı, yoksa onların yüzdüğü suda mı?
Bu bölümde Prof. Dr. Turgay Biçer’in yazısından yola çıkarak, isim sponsoru ve forma reklamları bahis şirketleri olan bir ligde yürütülen bahis soruşturmasının neden yalnızca kişisel zaaf çerçevesinde açıklanamayacağını tartışıyoruz.
Bu bölümde Footy.com’un detaylı stadyum analizine bakıyoruz.
Taraftar deneyiminden teknolojiye, çevresel kriterlerden erişilebilirliğe kadar tüm ölçütleri kullanarak öne çıkan stadyumları konuşuyoruz.
Bu bölümde yazarımız Tuğrul Akşar’ın kapsamlı analizinden yola çıkarak, bahis soruşturmasını konuşuyoruz.
Bu skandal sadece bir disiplin gündemi mi, yoksa Türk futbolunun köklü bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyduğunun apaçık bir göstergesi mi?
Soruşturmanın arka planını, ekonomik-sosyolojik dinamiklerini ve Türk futbolunun bir daha aynı hataları yaşamaması için hangi yapısal dönüşümlere ihtiyaç duyduğunu ele alıyoruz.
Avukat Mert Yaşar'ın makalesinden yola çıkarak hazırladığımız bu bölümde, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından yürütülen ve çok sayıda hakeme disiplin cezası verilmesiyle sonuçlanan bir bahis soruşturmasındaki iddia edilen hukuka aykırılıkları inceledik.
Yaşar, soruşturma kapsamında delillerin hukuka aykırı yollarla elde edildiğini—özellikle TFF'nin bahis şirketlerinden bilgi isteme yetkisinin bulunmadığını—ve bu durumun kişisel verilerin korunması hakkını ihlal ettiğini savunmaktadır. Ayrıca, hakemlere tanınan kısa savunma süreleri nedeniyle adil yargılanma hakkının çiğnendiği ve soruşturma usullerinin hatalı olduğu belirtilmektedir. Makale, TFF Başkanı'nın açıklamasının savcılık için ihbar niteliği taşımadığı ve hakemlerin yasal bahis oynamasının adli suç teşkil etmediği gerekçesiyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açtığı ceza soruşturmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmektedir. Yaşar, özellikle şike suçunun oluşması için anlaşma şartının gerekli olduğunu vurgulayarak, hakemlerin kendi maçlarına bahis oynamasının tek başına şike sayılmayacağını ifade etmektedir.
Futbolekonomi'de yer alan bir makaleden yola çıkarak hazırladığımız bu bölümde FC Barcelona'nın derinleşen mali krizini ve bu durumdan kurtulmak için uyguladığı karmaşık stratejileri ayrıntılı olarak inceledik...
Kulübün 1.8 milyar Euro'yu aşan borcunu ve bu borcun büyük ölçüde yüksek oyuncu maaşları, verimsiz transfer harcamaları ve yeni stadyum projesi (Espai Barça) maliyetlerinden kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Finansal durumu düzeltmek amacıyla Barcelona'nın, gelecekteki yayın hakları ve Barça Studios hisseleri gibi uzun vadeli varlıkları kısa vadeli nakit akışı sağlamak için sattığı, yani "kaldıraçlar" olarak adlandırılan yöntemlere başvurduğu açıklanmaktadır. Bu analizler, kulübün maliyetleri düşürme çabalarına rağmen borç seviyesinin artmaya devam ettiğini ve La Liga ile UEFA'nın finansal düzenlemeleriyle mücadele ettiğini vurgulamaktadır.
Yazarlarımızdan Prof.Dr.Turgay Biçer'in yazısından hareketle hazırladığımız bu bölümde, futbol psikolojisi perspektifinden Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinde Orkun Kökçü'nün gördüğü kırmızı kartı analiz ettik...
Prof. Biçer, olayı sadece oyuncunun hatası olarak görmek yerine, futbolcunun Avrupa'dan getirilerek aşırı bir psikolojik yük altına sokulmasını eleştirmektedir. Yazar, Avrupa futbol kültürünün eğlence ve düşük baskı odaklı olduğunu, Türkiye'de ise fanatizm ve yüksek beklentiler nedeniyle sporcuların manik-depresif duygusal dalgalanmalar yaşadığını belirtmektedir. Makale, Kökçü'ye yüklenen kaptanlık ve transfer baskısının, onun psikolojik dayanıklılığını aşarak hata yapmasına neden olduğu sonucuna varır ve Türk spor ortamında psikolojik desteğin ihmal edilişine dikkat çeker.
Bu bölümde Orkun Kökçü'nün kırmızı kartına dair yapılan yüzeysel ''hırsına yenik düştü'' yorumlarının ötesine geçiyoruz.
Yazarımız Prof. Dr. Fuat Tanhan’ın analizinden yola çıkarak, Orkun'un müdahalesini, Identity-Based Motivation kuramı çerçevesinde yeniden okuyoruz.
Bu bölümde Prof. Dr. Ahmet Talimciler, Av. Mustafa Batmaz ve FutbolEkonomi editörlerinin değerlendirmelerinden yola çıkarak, Türk futbolunda son yılların en büyük krizlerinden birini ele alıyoruz.
Hakemlerin bahis oynamaları futbolun adaletini nasıl zedeliyor? FIFA, UEFA, CAS ve TFF’nin etik kodları bu konuda ne söylüyor?
Bu olay yalnızca birkaç hakemin hatası mı, yoksa futbolun yapısal çürümesinin bir yansıması mı?
Futbolda adalet, dürüstlük ve güven kavramlarını yeniden tartışmaya açan bu skandalı; hukuki, etik ve sosyolojik boyutlarıyla konuşuyoruz.
Bu bölümde Prof. Dr. Fuat Tanhan’ın yazısından yola çıkarak, futbol kulüplerinde psikolojik destek uygulamalarını konuşuyoruz.
Sadettin Saran’ın “ölü toprağı” benzetmesiyle gündeme gelen motivasyon sorununu, bireysel seansların ötesinde kurumsal yapıların bu süreci nasıl desteklemesi gerektiğini ve gerçek dönüşümün neden yapısal bir mesele olduğunu ele alıyoruz.
Yazarlarımızdan Ahmet Berke Gökçeoğlu'nun yazısından hareketle oluşturduğumuz bu bölümde FC Barcelona ve Spotify arasındaki dinamik sponsorluk işbirliğini inceledik.
Bu podcast bu ortaklığın sadece finansal büyüklüğünden ziyade, futbol ve müzik dünyalarını birleştiren ve taraftar deneyimini dönüştürmeyi amaçlayan yenilikçi bir model olduğunu savunmaktadır. Kaynak, Barcelona'nın geleneksel sponsorluk anlayışını aşarak El Clásico maçlarına Drake, Rosalía ve Rolling Stones gibi sanatçı logolarını taşıyan özel formalarla çıkmasını detaylandırmaktadır. Ayrıca, bu sponsorluk stratejisinin marka, sanatçı, kulüp ve taraftarlar için yarattığı faydaları açıklamakta ve Inter Milan-Paramount+ ile eski Atlético Madrid-Columbia Pictures örneklerini vererek bu trendin geleceğini tartışmaktadır.
Yazarlarımızdan Müslüm Gülhan'ın bir yazısından yola çıkarak hazırladığımız bu bölümde, Türk futbolunda değer ve fiyat arasındaki ekonomik çelişkiyi ele aldık.
Podcast, milli takım başarısının toplumsal bir değer taşıdığını, ancak kulüp futbolunun skor ve finansal fiyat üzerinden değerlendirildiğini savunmaktadır. Kaynak, Karl Marx'ın fiyat ve değer arasındaki nitel çelişki hakkındaki görüşlerine atıfta bulunarak, metalaştırılan ahlakın dahi değersiz bir fiyata sahip olabileceğini ileri sürer. Ayrıca, Süper Lig'in 2025-26 yaz transfer döneminde büyük bir ekonomik açık verdiğini ve kulüplerin sermaye artırımlarıyla taraftar duygusu üzerinden sömürü mekanizması kurarak dışarıya servet aktardığını belirtmektedir. Sonuç olarak, futbolun değerler oyunu olmaktan çıkıp bir rant aracı haline geldiği ve transfer fiyatlarının bu durumu somutlaştırdığı vurgulanmaktadır.
Futbolekonomi.com'da yer alan bir yazıdan hareketle hazırladığımız bu bölümde Ücret tavanı Uygulamasının Premier Lig'e ve Avrupa futboluna olası etkilerini analiz ettik .
Bu podcastte, Premier Lig'e olası bir ücret tavanı getirilmesi ve bu konudaki tartışmaların bir analizi yapılmaya çalışılmaktadır. Lig, mevcut Kâr ve Sürdürülebilirlik Kuralları'nın (PSR) yerine geçebilecek, en alttaki kulübün gelirine göre harcamaları sınırlayan 'En Üstten En Alta Demirleme Modeli' (TBA) ve kadro maliyet oranı (SCR) gibi finansal kontrol sistemlerini oylamaya sunmaya hazırlanıyor. Özellikle Manchester United ve Manchester City gibi büyük kulüpler, bu kısıtlamaların Avrupa'daki rekabet güçlerini zayıflatacağı endişesiyle bu planlara karşı çıkarken, alt sıralardaki kulüpler rekabet dengesini artıracağı için uygulamayı desteklemektedir. Önerilen sistem, kulüplerin oyuncu maaşları, transferler ve menajer ücretlerine yapabileceği harcamaları, ligi son sırada bitiren takımın yayın gelirinin beş katıyla sınırlamayı amaçlamakta ve ihlallerin puan silme cezalarıyla sonuçlanabileceği belirtilmektedir. Ayrıca, Profesyonel Futbolcular Birliği (PFA), oyuncu ücretlerini doğrudan etkileyecek olması nedeniyle TBA'ya karşı çıkarak yasal yollara başvurma olasılığını değerlendirmektedir. Genel olarak, yazıda ücret tavanının amacını, yani rekabet eşitliğini ve maliyet kontrolünü sağlamayı da açıklamakta ve ABD'deki spor liglerinde bu uygulamanın nasıl çalıştığına dair örnekler de verilmektedir.
Yazarlarımızdan Prof.Dr.Sebahattin devecioğlu'nun yazısından yola çıkarak hazırladığımız bu bölümde, küresel spor altyapı yatırımlarının, özellikle de stadyum geliştirme projelerinin artan ekonomik ve sosyoekonomik etkilerini inceledik.
Podcast, Kuzey Amerika ve Avrupa gibi bölgelerde stadyum, eğitim tesisleri ve oyun alanlarına yapılan yatırımların yükselişte olduğunu ve bunun gelir çeşitlendirmesi, taraftar çekme ve ekonomik büyümeye katkı sağladığını belirtiyor. UEFA raporları ve Deloitte tahminleri gibi veriler kullanılarak, 2025 yılında 300'den fazla küresel stadyum projesinin başlayacağı öngörülmekte, ayrıca kamu-özel ortaklığının yatırım hedeflerini birleştirmedeki rolü vurgulanmaktadır. Metin ayrıca Türkiye'nin TOKİ liderliğindeki stadyum geliştirme projelerine ve ülkenin UEFA EURO 2032'ye ev sahipliği yapma hazırlıkları kapsamındaki yatırımlarına da değinmektedir. Bu yatırımların, artan inşaat maliyetleri gibi zorluklara rağmen, kulüpler için bilet gelirlerini ve oyuncu kalitesini artırma potansiyeli taşıyan stratejik adımlar olduğu ifade edilmektedir.
Futbolekonomi'de yer alan bir yazıdan hazırladığımız bu bölümde İtalyan futbol kulüpleri AC Milan ve FC Inter'in Milano'da ortak kullandıkları stadyumu ve iki kulübün yeni ortak stadyum projesini konuştuk.
Podcast, Milano Belediye Meclisi'nin mevcut San Siro stadyumunun bulunduğu arazinin satışını onaylamasıyla yıkım ve yeni inşaat sürecinin önünün açıldığını belirtiyor. Analiz, yeni stadyumun kulüplere sağlayacağı tahmini ek gelir potansiyelini (yıllık 100 milyon Euro'dan fazla) ve yatırım maliyeti gereksinimlerini (1 milyar Euro'nun üzerinde) inceliyor. Ayrıca, her iki kulübün de stadyumu paylaşmaya devam etmesinin finansal ve stratejik gerekçelerini tartışarak, maliyet bölüşümü ve kültürel kabul gibi faktörler nedeniyle bunun en mantıklı yol olduğu sonucuna varıyor. Makale, bu projenin sadece kulüpler için değil, İtalyan futbolunun ve Milano şehrinin sosyo-ekonomik görünümü için de dönüştürücü bir etki yaratacağını vurguluyor.