Bugün, elimizde notlar olmadan, bir dertleşme kıvamında bir araya geldik. "Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değmez" diyen Sokrates'ten yola çıkarak, aslında hepimizin içten içe hissettiği o "ben ne yapıyorum?" sorusunun peşine düştük.
Bu bölümde, otomatik pilottaki hayatlarımızı, başkalarının beklentileriyle ördüğümüz "mış gibi" maskeleri ve içimizdeki o "gerçek beni" ne zaman unuttuğumuzu konuştuk. Yarınlara ertelediğimiz hayatlarımızı, avucumuzdan kayıp giden zamanı ve o yaşlı amcanın "yapmaya cesaret edemediğimiz doğruları" pişmanlığını masaya yatırdık.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Büyümek sadece yaş almak değilmiş usta; annemizin, babamızın birer kahraman değil, bizim için hayallerinden vazgeçmiş yorgun birer "insan" olduğunu fark etmekmiş.
Bu bölümde, çocukluk illüzyonlarımızın yıkılışını, sevdiklerimizin yüzündeki çizgilerin gerçek hikayesini ve aslında hepimizin bu hayatı el yordamıyla, ilk kez yaşadığını konuşuyoruz. Eskiyen dostluklardan, hızla akan zamandan ve büyümenin o sessiz, derin sancısından bahsediyoruz.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Eğer bu soruyu kendine sormaya başladıysan, tebrikler; kendi konfor alanının duvarlarına çarpmaya başlamışsın demektir. Çoğumuz "konfor alanı" denilen o sıcak, güvenli ve risksiz limanda yaşlanıp gidiyoruz. Ama o limanda bekleyen gemilerin gövdesi çürüyor, ruhu uyuşuyor.
Bu bölümde; bildiğimiz mutsuzluğu, bilmediğimiz bir mutluluğa neden tercih ettiğimizi ve bizi o koltuktan kalkmaktan alıkoyan o görünmez zincirleri konuşuyoruz.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Bildiğin halde neden yapmıyorsun? Neden geceleri dünyayı kurtaracak planlar yapıp sabahları alarmı erteliyorsun?Bu bölümde "Farkındalık Tuzağı"nı konuşuyoruz. Sürekli öğrenip, sürekli planlayıp bir türlü o ilk adımı atamayanlardansan, bu kaydı "bekleme salonunda" dinleme. Bu bir "yapılacaklar listesi" değil, ertelediğin hayata bir çağrı. Mükemmel zaman yok, sadece "şimdi" var. Gel, o kusurlu ilk adımı beraber atalım.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Maddi bir şeyden çok daha fazlası... Bu bölümde, omuzlarımızdaki görünmez ağırlığın neden sadece bir "masraf kalemi" değil, aynı zamanda zaman, enerji ve ruhi kapasiteden çalmak gibi hissettirdiğini konuşuyoruz.
Neden sürekli güçlü olmak zorundayız? Neden hasta olmamayı, başarısız olmamayı kendimize en büyük kural olarak koyuyoruz? Bu bölümde, yük olmamak uğruna kendimizi nasıl bir mükemmeliyetçi hapishaneye kilitlediğimizi ve bu maskeyi taşımanın, onlara yük olmaktan çok daha yorucu hale geldiğini itiraf ediyoruz.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Neden sürekli kendimizi kanıtlama ihtiyacı duyuyoruz? Fikirlerimiz ve hislerimiz duyulmadığında hissettiğimiz o değersizlik duygusu, bizi nasıl 'duygusal bağırmaya' itiyor?
İş yerindeki maskelerimizden, ilişkilerdeki alakasız tartışmalarımıza kadar... Aslında aradığımız şey bağırmak değil, sadece anlaşılmak. Bu bölümde, o gürültünün arkasındaki asıl ihtiyacımızı inceliyoruz.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Hayatta bazen o kadar çok şeyin peşine düşüyoruz ki, kendimizi o koşunun içinde kaybediyoruz. Başkalarını memnun etmeye çalışırken, kendi iç sesimizi susturuyoruz.
Bu bölümde; ilişkilerde, hayatta ve kendimizle olan mücadelemizde önceliklerimizin nasıl yer değiştirdiğini konuşuyorum.
Kendini hep arka plana atan, “önce ben desem bencil olur muyum?” diye düşünen herkese gelsin bu bölüm.
Belki de en büyük farkındalık, artık “önemli olan ne?” sorusuna dürüstçe cevap verebilmekte saklıdır.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Bazen beynimiz, çöp kutusuna dönüşüyor. Düşünmememiz gerekenleri düşünüyoruz, dert etmememiz gereken şeyleri içimizde büyütüyoruz. Birinin yanlış bakışı, birinin gereksiz sözü, geçmişte kalmış hatalar… Hepsi birikiyor, yer kaplıyor. Ve farkında olmadan o çöplerin içinde yaşamaya başlıyoruz.
Bu bölümde, zihnimizde biriken bu “gereksiz yığınları” konuşuyorum. Sürekli kafamızda dönüp duran o düşünceler, “ya öyle olursa”larla dolu senaryolar, kimsenin hatırlamadığı ama bizim hâlâ unutmamaya direndiğimiz küçük şeyler...
Belki artık biraz temizlik yapmanın, kendi içimizi ferahlatmanın zamanı gelmiştir.
Hazırsan, bugün birlikte çöpleri dışarı çıkarıyoruz.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Bazı insanlar vardır, kalbi o kadar temizdir ki, dünyayı o kalple düzeltmeye çalışır. Ama dünya hep kirli kalır, en sonunda o kalp yorulur. Bu bölümde “iyi niyet”in nasıl bir yük haline geldiğini, neden bazen insanı en çok o yorduğunu konuştum.
Süleyman İbin’in sözlerinden yola çıkarak, iyi niyetli olmanın bedelini, sınır koymanın gerekliliğini, ve en önemlisi “kendine iyi davranmanın” ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyorum.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Çocukken büyümeyi hayal ettik, “şu yaşa gelsem her şey daha kolay olacak” diye düşündük. Sonra o yaşlara geldik ve fark ettik ki hayallerimizin yanına sorumluluklar, yükler ve seçimler de eklenmiş. Bu bölümde, hayal ettiğimiz yaşlara gelirken yaşadığımız kırılmaları, yüzleşmeleri ve büyümenin gerçek anlamını konuşuyoruz.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Hayat bazen tam da elimizin ucundayken kayıp giden şeylerle dolu. Tam konuşacaktık, sustuk. Tam kazanacaktık, kaybettik. Tam tutacaktık, elimizden kaydı gitti. Bu bölümde, hepimizin hayatında iz bırakan o yarım kalmışlıkları konuşuyoruz. Belki bir aşk, belki bir dostluk, belki de bir hayal… Olacak gibi olup olmayan şeyler bize kaybettirmiyor aslında; büyütüyor, dönüştürüyor ve belki de en çok onlar bize “insan” olduğumuzu hatırlatıyor.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Kibir… Hepimizin reddettiği ama bir şekilde hayatımıza sızan bir duygu. Bazen bir savunma kalkanı, bazen de içimizdeki kırılganlığın süslü maskesi. Bu bölümde kibiri en derininden konuşuyoruz; ilişkilerimizi, dostluklarımızı, hatta kendimizi nasıl yavaş yavaş tükettiğini… Ama aynı zamanda samimiyetin, özür dileyebilmenin ve maskelerden sıyrılmanın nasıl gerçek bir güç olduğunu da. Dinlerken belki kendini bulacak, belki de hiç fark etmediğin duvarlarını göreceksin.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Yazı konuşuyoruz gibi görünse de aslında mesele sadece yaz değil. İnsanın kendisini hep bir şeyleri kaçırmış gibi hissetmesi, yaptığıyla yapamadığı arasında sıkışıp kalması… Yaz sadece bunun bahanesi. Çünkü bazen mevsimler değişir, takvim yaprakları dökülür ama içimizdeki boşluk yerinde durur.
Bu bölüm, aslında yazdan çok seninle ilgili. Hissettiğin eksiklikle, bitmesini istemediğin ama bir türlü de tadını çıkaramadığın o anlarla. Belki de bu yüzden dinlerken “benim hayatımı anlatıyor” diyeceksin. Çünkü yaz depresyonu dediğimiz şey, yalnızca yazda değil, hayatın her döneminde bizimle.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Anlaşılmak… Belki de hepimizin hayattaki en büyük ihtiyacı. Bağırmadan, ağlamadan, konuşmadan bile anlaşılmak. Kalabalıkların içinde görünmez olduğumuzda, sevdiklerimizin arasında bile duyulmadığımızda hissettiğimiz o yalnızlık, aslında anlaşılma arzusunun bir yankısı. Bu bölümde ‘anlaşılmak’ duygusunu en derin haliyle ele alıyoruz. Çünkü bazen bir kelime değil, bir bakış, bir sessizlik her şeyden daha çok şey anlatır. Ve belki de sen de bu satırlarda, kendini bulacaksın.
***
Instagram:nedendenbenpodcast
Mail: nedenben668@gmail.com
Bu bölümde “Aşkta gurur olur mu?” sorusunu masaya yatırıyoruz.
Gururun özsaygıyla nasıl karıştırıldığını, ilişkilerde hangi sahnelerde devreye girdiğini ve aslında kalbimizi mi yoksa sınırlarımızı mı koruduğunu konuşuyoruz. Yazıp silinen mesajlardan, suskunlukların yüküne; özürlerin dilinden ayrılığın kapısına kadar her noktaya değiniyoruz.
Eğer ilişkilerde gururun mu yoksa sevgimizin mi öne geçtiğini merak ediyorsan, bu bölüm sana kendi yolunu gösterecek.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Bazen hayatın ortasında, görünmez çitlerle çevrili olduğumuzu fark ederiz. Adım atmak isteriz ama sanki her yönde görünmez engeller vardır. Belki de bizi tutan şey dışarıdaki dünya değil, içimizdeki korkular, geçmişten kalan zincirlerdir. Bu bölümde, kendi zihnimizde ördüğümüz çitleri nasıl fark edebileceğimizi ve onları yavaş yavaş nasıl aşabileceğimizi konuşuyoruz. Çünkü bazen tek yapmamız gereken, o çitlerin aslında kapısının açık olduğunu hatırlamaktır.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Robot gibi yaşamaya başladığını fark ettin mi hiç?
Aynı işleri aynı şekilde yaparken, bir sabah uyanıp “Ben ne zamandır böyleyim?” diye sormaya başladın mı?
Bu bölümde, rutine sıkışıp duygularını unutan tarafınla konuşuyorum. Çünkü sen makine değilsin. Hissetmeye, şaşırmaya, hata yapmaya hakkın var.
Bir işi otomatikleştirdiğini fark ettiğinde durup “Ben burada mıyım?” diyebilmeyi,
bir ilişkiyi sadece sürdürmek için yürüttüğünü fark ettiğinde kendine dürüst olabilmeyi birlikte konuşuyoruz.
Dinlerken belki “Bu ben” diyeceğin çok an olacak. Ve umarım o anlarda kendine dönmenin ilk adımını atarsın.
***
Mail: nedenben668@gmail.com
Aile sevgisiyle büyümek… kulağa çok güzel geliyor, değil mi?
Ama ya o sevgi, aslında seni şekillendirmek, yönlendirmek, hatta kontrol etmek için kullanıldıysa?
Bu bölümde, ailelerimizin “senin iyiliğin için” diyerek bize dayattığı kalıpları, onların duygusal ihtiyaçlarını farkında olmadan nasıl karşıladığımızı ve kendi hayatımızı kurma mücadelesini konuşuyoruz.
Gerçekten seviliyor muyuz, yoksa sadece yönetiliyor muyuz?
Bu sorulara birlikte bakacağız.
Belki biraz sarsılacağız ama sonunda kendi sesimize bir adım daha yaklaşacağız.
***
Instagram:nedendenbenpodcast
Mail: nedenben668@gmail.com
Bazen bir bakış, bir sarılma ya da paylaşılan sessizlik… En çok da o anlarda insan, yalnız olmadığını hatırlar. İlişkiler karmaşık, dostluklar kırılgan, anılar da çabuk geçiyor belki ama bir şey kalıyor geriye: içten bir bağ. Bu bölümde tam da bunu konuştuk. Sahi, sen en son kiminle gerçekten bağ kurdun?
***
Instagram:nedendenbenpodcast
Mail: nedenben668@gmail.com
Hiç fark ettin mi?Bazen en büyük destek, hiç tanımadığın birinden gelir.Bir yorum.Bir paylaşım.Bir “seninle gurur duyuyorum” mesajı.Çünkü tanıdıklar susar bazen. Görse bile görmemiş gibi yapar.Ama biri gelir... geçmişini bilmeden, seni yargılamadan “devam et” der.Bu bölüm, tam da bu histe kaybolanlara.Destek bulamayanlara.Ve buna rağmen ayakta kalanlara.Belki de o cümleyi birine sen kurarsın diye…
***
Instagram:nedendenbenpodcast
Mail: nedenben668@gmail.com