Bu bölüm bir “yıl değerlendirmesi” değil. Daha çok, kendime sonunda söyleyebildiğim cümlelerin toplamı. 2026’ya girerken büyük hedefler değil,daha net cümleler bırakıyorum arkada. Eğer sen de bu yılı “parlayarak” değil, kendine yaklaşarak kapatıyorsan, bu bölüm senin için.
Hayatta bizi en çok yoran şey bazen yaptığımız seçimler değil, yapmadıklarımızdır. Gitmediğimiz yollar, seçmediğimiz hayatlar, söyleyemediklerimiz. Zihnin bir türlü susmaması: Overthinking.
Bu bölümde, seçmediğimiz yolların neden zihnimizde bu kadar yer kapladığını, “ya o yolu seçseydim?” sorusunun neden bitmediğini, overthinking’in psikolojisini, alternatif benlikleri ve yaşanmayan hayatların yasını konuşuyoruz.
Overthinking neden bir problem çözme biçimi değil de bir problem üretme döngüsü?
Zihin, neden tamamlanmamış ihtimallere bu kadar tutunuyor?
Seçmediğimiz yollarla helalleşmek mümkün mü?
Bu bölüm, doğru yolu bulmaktan çok seçtiğin yolu kendinle doldurabilmenin üzerine samimi bir yüzleşme.
Gitmediğin yolların da seni büyüttüğünü fark etmek isteyenler hâlâ ara sıra “Ya o yolu seçseydim?” diyenler burada mı?
Bu bölüm, “özünde olmak” kavramını hem psikoloji hem de spiritüel öğretiler üzerinden ele alıyoruz. Hepimizin içinde zamanı unutan, koşulsuz bir ışık taşıyan bir öz var.
Ama maskeler, roller, korkular ve toplumsal kalıplar bu ışığın üzerine zamanla perde oluyor. Özünde olmanın, içteki çocukla yeniden tanışmanın, kendi sesini bulmanın ve kendine ihanet etmeden yaşamanın ne demek olduğunu birlikte keşfediyoruz. Instagram:sahibinden ihtiyaçtan
sevgi dilin sadece ilişkilerini değil, hayatla kurduğun bağı da belirliyor. bu bölümde, Erich Fromm'un Sevme Sanatı kitabından ilhamla sevgi dilimizin hayatla ilişkimizi nasıl şekillendirdiğini anlamak için yola çıkıyoruz. Instagram: sahibinden ihtiyaçtan
Samimiyet dediğimiz şey, aslında cesaretin en çıplak hali ama sanma ki bu kolay bir şey. Çünkü kendini göstermek, başlı başına bir gövde gösterisi gibi. Instagram: sahibinden ihtiyaçtan podcast
Ev hepimizin sınırsız ülkesi.
Instagram: sahibinden ihtiyaçtan
“Kırılganlık, sevgiyi, aidiyeti ve anlamı deneyimlemenin tek yoludur.” Yani yaşamaya hevesli olmanın yolu, kırılmaya da acıya da eyvallah diyebilmek. Yol alırken verdiğin çabayı, bazen ileri bazen geri giderken yol alabildiğini görmek kendin için emek harcadığını görebilmek hayata bir anlam kazandırıyor. Bu anlam olmadığı zaman yaşam seni dibe çekiyor.
geleceğe bırakmak istediğimiz hatıralarımızda yer alacak gelecek anılarımız için kendimize şimdi şu an nasıl “an”lar inşa ediyoruz? kendimizle çevremizle hayatla bildiklerimizin hepsi birer anının tortusu değil mi?
Biz artık her şeyi şimdi istiyoruz. Beklemek çağ dışı bir fikir gibigeliyor.Ama ironik olan şu ki, en çok da başlamayı bekliyoruz.
ruhun yorgunluğunu ve insanın kendi zihniyle kurduğu kırılgan ilişkiyi nasıl anlayabiliriz?
bazen insan, kim olduğunu anlamak için aynaya değil… sofraya bakmalı.
gözle gönül birlikte ve seyirle açılır. herkes kendi gözü kadar, gözünü açabildiği kadar görebiliyor dünyayı, iyiliği,fedakarlığı, insanı, huyları, kötülüğü, iddiaları, hırsı ve daha fazlasını, azını. Instagram
belki de insanı insan yapan şey, birbirimizin yaralarını taşımak için icat ettiğimiz sanat formlarıdır. şarkılar, şiirler, resimler. hepsi bir tür duygusal dayanıklılık aracı. çünkü bir başkasının sanatında kendimizi bulduğumuzda, ‘yalnız değilim’ diyoruz. işte o an, en kırılgan yerimizde bile yaşamaya devam edebiliyoruz.
en acı gerçek şu: biz, insanlık tarihinin bütün deneyimlerine rağmen, hâlâ acemiyiz.
içimizdeki odalara kim bakıyor? belki de Ruhi Bey tam burada karşımıza çıkıyor.
sahibinden ihtiyaçtan.
sahibinden ihtiyaçtan.
bir bakış sadece bir bakış değildir. bir bakış, bir dünyayı yeniden kurar. hangi dünyada yaşamak istediğimize karar verme zamanı geldi. bu senin de sorumluluğun "bro"
ne dersin?
ve Geçtan devam ediyor:
“Fark edemiyorsak, zaten bizim için içinden çıkılması gereken bir durum da yok.” Yani bazen kendi acımızın bile farkında değiliz. Kendimize bir hikâye yazmışız, içinde yaşayıp gidiyoruz. Dışarıdan bakıldığında 'iyi' gözüküyoruz, ama içeride bir yankı var. Boş bir odada kendi ayak seslerini duymak gibi.