Büyük Sorular’in bu bölümünde Sinan Canan’la homeschooling yani evde eğitim konusunu masaya yatırıyor; okulun ne işe yaradığını, evin ne zaman “daha iyi” olduğunu ve çocuğun nasıl öğrendiğini konuşuyoruz.Bir yandan da özdisiplinin; içsel motivasyon, rutin ve rol modelle kurulduğunu konuşuyor; malumat obezliği, otomatik pilotta yaşam, ters yüz sınıf (flipped classroom) gibi kavramlar üzerinden eğitimin geleceğine bakıyoruz. Türkiye’de homeschooling’in hukuki zemini, regülasyon ihtiyacı ve sosyoekonomik eşitsizlikler de bölümün en kritik başlıklarından.🔍 Cevap aradığımız bazı sorular:• Homeschooling konsept olarak neden “insani” görünüyor; Türkiye’de neden zor?• Öğrenme için ideal ortam ne; ev mi okul mu yoksa başka bir şey mi?• Nöroplastisiteyi tetikleyen şeyler ne; şefkat ve güven neden belirleyici?• Akran öğrenmesi ve sosyalleşme okul dışında nasıl kurulur?• Malumat obezliği nedir; “sürekli öğrenmek” neden bazen işe yaramaz?• Öz disiplin nasıl kazanılır; dış disiplin neden tutsak eder?Eğitimi yeniden düşünmek isteyen; çocukların merakını korumak, öğrenmeyi bir “sınav maratonu” olmaktan çıkarmak isteyen herkes için kışkırtıcı ve ufuk açıcı bir bölüm.
Ahkam’ın bu bölümünde Emrah Ablak’la çizginin peşine düşüyoruz: Bir çocuğun sık sık taşındığı şantiye hayatından, yalnızlığını kalemle eğlendiren bir karikatüriste dönüşme hikâyesini dinliyoruz. King Kong’lu bir dergi sayfasından, yasak odadaki tavan boyu çizgi roman arşivine uzanan o “kadersel” yolu adım adım konuşuyoruz.Emrah abi, tarama ucuyla şöhler kağıt arasında geçen ömrünü, neden hâlâ tablete tam olarak geçmediğini, iyi çizmek ile iyi anlatmak arasındaki farkı ve kendi kuşağının sokakta büyüyen karikatürist tavrını anlatıyor. Çizginin “hain” yanını, bırakınca nasıl elinin unuttuğunu, sürekli pratik yapmanın Karate Kid’le yarışacak kadar sıkı bir disiplin olduğunu örneklerle açıyoruz.Bir yandan da Bora ile beraber yaptıkları çizgi roman denemelerini, TÜBİTAK’la özdeşleşen Saklı Düşman serisini, ekonomik nedenlerle yarım kalan projeleri ve bir gün çizmek istediği Çanakkale hikâyesini konuşuyoruz. Çocuklara çizgi öğreten son karikatüristlerden biri olmanın ağırlığını, yeni neslin çok meslekli geleceğini ve yapay zekâ çağında “geleneksel” kalemin hâlâ neden cazip olduğunu tartışıyoruz.📌 Cevap aradığımız bazı sorular:• Bir çocuk için yalnızlığı çizgiyle eğlenceye çevirmek ne demek?• Çizgi roman ve karikatürde “iyi çizgi” mi daha önemli, “iyi anlatım” mı?• Sürekli taşınan, kök salamayan bir çocukluk, yaratıcı kariyeri nasıl şekillendirir?• Tarama ucu, şöhler kağıdı gibi eski malzemelere bağlı kalmak bir inat mı, bir estetik tercih mi?• Tablet, Procreate ve yapay zekâ çağında geleneksel karikatürist olmak mümkün mü?• Bora gibi yeni nesil çizerler, ebeveynleriyle ortak bir çizgi roman dilini nasıl kuruyor?• Yaratıcı bir alanda yıllar sürecek bir proje (örneğin Çanakkale çizgi romanı) ekonomik gerçeklerle nasıl çarpışıyor?Çizgiye, karikatüre, mizaha ve yaratıcı emeğin mutfağına merak duyan herkes için; Emrah Ablak’ın hayatından süzülen bu bölüm, hem ilham veren hem de sahici bir yol hikâyesi anlatıyor.
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la “neden linç ediyoruz?” sorusunu masaya yatırıyoruz: linç kültürünün evrimsel köklerinden (şempanzelerde paylaşmayanın dışlanması) günümüzün dijital “cancel culture”ına, ayıp/ahlak normlarının kalıcılığından kalabalık psikolojisine ve algoritmaların linci nasıl büyüttüğüne uzanan geniş bir sohbet.
Nominal ve reel büyüme farkından enflasyonla şişen rakamlara, “paradan 6 sıfır atmak” tartışmasından Türkiye için doğal büyüme hızı (%5) ve “aşırı ısınma” eşiğine kadar temel kavramları açıklıyoruz
Ahkam’ın bu bölümünde Emrah Ablak ile “çok okuyan mı, çok gezen mi?” sorusunu sert gerçekliklerle tartışıyoruz.
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la modern hayatın görünmez salgını haline gelen tükenmişlik sendromunu konuşuyoruz. Beyaz yakalının hiç bitmeyen mesaisi, takdir görmeyen emekler, “neden hâlâ tatmin olamıyorum?” sorusu ve beynimizin buna verdiği tepkiyi enine boyuna masaya yatırıyoruz.
Yetkili Biri’nin bu bölümünde konuğumuz, yoga ve pilatesi yalnızca “esneme hareketi” olmaktan çıkarıp bir yaşam pratiğine dönüştüren eğitmen Şebnem Hayırlı! 🧘♀️💫
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la “Aralıklı oruç gerçekten işe yarar mı?” sorusunu masaya yatırıyoruz. Açlığın bedenimizde ve beynimizde neleri değiştirdiğini, modern beslenme alışkanlıklarımızın bizi nasıl bağımlı hale getirdiğini ve fabrika ayarlarımıza daha yakın bir beslenme düzenine nasıl dönebileceğimizi konuşuyoruz.
Yetkili Biri’nin bu bölümünde konuğumuz AkademikLink kanalı ile de tanınan Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara ve konumuz: Akademisyenlik
Bu bölümde Prof. Dr. Emre Alkin ile “Paranın Geleceği”ni masaya yatırıyoruz!Nakitin yerini kredi kartının aldığı dünyada para teorisinin özüne iniyor; itibar, kredi limiti, kripto, enflasyon ve devletin ekonomideki rolünü tartışıyoruz. Weimar’dan Arjantin’e tarihi örneklerle, korumacılık-serbest ticaret dengesiyle ve bireysel borçlanma alışkanlıklarımızla bugünü ve yarını okuyoruz. “Para devletin mi, milletin mi?” sorusundan “tek küresel ünite” ihtimaline uzanan ufuk açıcı bir sohbet.👉🏻 Kredi kartı limitimiz nasıl belirlenir: para mı, itibar mı?👉🏻 Nakit kullanımındaki düşüş tüketimi ve borçlanmayı nasıl dönüştürdü?👉🏻 Güçlü ordu = güçlü ekonomi mi? Tarih ne söylüyor?👉🏻 “Para basarak” ekonomi düzelir mi? Enflasyon örnekleri ne anlatıyor?👉🏻 Korumacılık ne zaman işe yarar, ne zaman intihardır?👉🏻 Yapılandırma, taksit, erteleme: finansal istikrarı nasıl etkiliyor?👉🏻 Kripto paralar kredi kartı gibi hayatımıza girer mi?👉🏻 Devletin harcadığı “kimin parası”? Devlet ekonomiden çekilirse ne olur?👉🏻 150–500 yıl sonra para: kâğıt biter mi, tek küresel para birimi gelir mi?Yöneticiler, girişimciler ve bireyler için “parayla ilişkimizi” yeniden düşünmeye davet eden ders niteliğinde bir bölüm. Kaçırmayın!
Ahkam’ın bu bölümünde Emrah Ablak ile filmler, kitaplar ve hikâye anlatıcılığı üzerinden “etki”yi tartışıyoruz: Bir eser hayatımızı gerçekten değiştirir mi, yoksa sadece iyi bir şov mu izleriz?Emrah Ablak’ın keskin gözlemleri ve anlatıcılığıyla; bağlanma arzusu, etkilenme psikolojisi, okuma-izleme ritüelleri ve “seçici maruziyet” üzerine düşünürken, eğlence ile manipülasyon arasındaki ince çizgiyi yokluyoruz.📌 Cevap aradığımız bazı sorular:• Bir film ya da kitap hayatı değiştirir mi, yoksa bizi sadece birinin etkisine mi sokar?• Büyük setler ve dev prodüksiyonlar, fikrin değerini nasıl gölgeler?• Popüler filmlerde silah endüstrisinin görünmez pazarlaması nasıl çalışır?• Sembol ve alegori, kitleleri yönlendirmede ne kadar etkilidir?• Nostalji neden iyi hissettirir; hafıza kokuları ve “ilk izleme anı” zihinde nasıl mühürlenir?• Çok kitap/çok film tüketmek mi, yoksa seçici tüketim mi daha dönüştürücüdür?Hikâyenin gücünü, endüstrinin etkisini ve izleyici olarak konumumuzu tartışan bu bölüm; sinemayı, edebiyatı ve medyayı seven herkes için sağlam bir düşünme daveti.
Yetkili Biri’nin bu bölümünde konuğumuz, Türk Sinemasının usta yapımcılarından Zeynep Atakan! 🎬40 yıla yaklaşan kariyeriyle Atakan; bağımsız sinemanın üretim modelini, ana akım ile sanat filmi arasındaki farkları ve yapımcının “orkestra şefi” rolünü tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Nuri Bilge Ceylan’la uzun soluklu ortaklıklarından uluslararası işbirliklerine, fon bulmadan pazarlamaya uzanan süreçte gerçek bir yapımcının neden 360° düşünmesi gerektiğini konuşuyoruz.Bu bölümde konuşulan bazı konular:🎥 “Yapımcı” ne yapar, “uygulayıcı yapımcı”dan farkı nedir?💰 Türkiye’de film finansmanı: ana akım vs. bağımsız modeller👥 Senaryo–oyunculuk–uyum üçgeni ve “fenomen oyuncu” tartışması🌍 Festival filmi mi gişe filmi mi? Neden bu ayrım sorunlu?🤝 Yapımcı–yatırımcı ilişkisi: risk, geri dönüş ve doğru beklenti📺 Platformlar, ön satışlar ve televizyon/dağıtım dengesi🏆 Ödüller nasıl veriliyor, “ödüllü yönetmen/yapımcı” ne demek?🧭 Yapımcı olmak isteyenlere yol haritası: en küçük birimden başlamak🧠 Otorite, ekip yönetimi ve sinerji kurmanın incelikleri🎞 Dijital çağda üretim: 35 mm nostaljisi, gerçekler ve güncel pratikler
Bu bölümde Prof. Dr. Emre Alkin ile “Yurtdışında mı, Türkiye’de mi üniversite?” sorusunu masaya yatırıyoruz!Özgür iradeden “hayat amacı”na, diplomanın ötesinde tecrübe ve hevesten staj–uygulama imkânlarına kadar gerçekçi bir yol haritası çıkarıyoruz. Bologna süreciyle program eşitlikleri, online/örgün eğitimin sınırları, lisans–yüksek lisans–doktora farkları ve güçlü bir network’ün nasıl kurulacağı üzerine somut öneriler paylaşıyoruz.👉🏻 “Sırf yurtdışı” mı, yoksa hayat amacına uygun bölüm ve şehir mi?👉🏻 Diplomanın değerini artıran şey: heves + tecrübe + uygulama nerede bulunur?👉🏻 Lisans ≠ Yüksek lisans ≠ Doktora: Hangi aşama neyi gerçekten kazandırır?👉🏻 Online eğitim nerede işe yarar, nerede mutlaka yüz yüze olmalı?👉🏻 İşe alımda neden “tecrübe ve motivasyon” diplomanın önüne geçiyor?👉🏻 Doğu–Batı (BAE, Çin, Malezya, Japonya, Tayvan vs.) üniversitelerinde kariyer fırsatları nasıl değişiyor?👉🏻 Doğru üniversite seçimi için “matris”: Amaç – Akademik kadro – Konum/ekosistem – BütçeVeliler, adaylar ve genç profesyoneller için ezbersiz, karşılaştırmalı ve uygulamaya dönük bir rehber niteliğinde sohbet. Defter–kalem hazır olsun!
Ahkam’ın bu bölümünde Emrah Ablak’la “yol”u hem gerçek hem mecaz anlamıyla kazıyoruz: Karabük’ün bacalarından Taksim’in “Kemancı” efsanesine, İran–Suriye–Hindistan rotasında kırmızı asfaltlardan tuzlama kamyonlarına, Palmira’nın antik sütunlarından Bolivya’nın ölüm yollarına uzanan bir hikâye…Sanayi şehrinde yanan bir kıvılcımın nasıl İstanbul’un rock sahnesine sıçradığını, Tunay Akdeniz’in plak/kaset hattından “Child in Time”la değişen bir meyhaneyi, Kemancı’nın bir ekosisteme dönüşmesini ve oradan Duman, Şebnem Ferah, Özlem Tekin kuşağına giden yolu konuşuyoruz. Motosikletin üzerinde -30 derecede çalışan bir Transalp’in, sınırda uzatılan bir çayın, yolda karşılaşılan “tesadüf” yardımlarının insana ne öğrettiğini tartışıyoruz.
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la “hayatın sonu” temasını masaya yatırıyoruz: Ölüm gerçekten her şeyin sonu mu, yoksa hayatı anlamlı kılan bir çerçeve mi?Biyolojik pencereden homeostazisin kaybı olarak ölümü tanımlarken; insanın ölümlülük bilinci, ölümsüzlük arzusu ve “an”ın değeri üzerine derinleşiyoruz. Stoacılıktaki memento mori, İslami gelenekte “ölmeden önce ölünüz”, Mevlânâ’nın “ibret istersen ölüm yeter” sözü; hepsi günlük hayatta huzur–hazır bağlantısıyla birleşiyor. Beyaz yakalı rutinden çıkıp “şimdi ve burada” yaşamayı mümkün kılan pratikleri konuşuyoruz.Programda materyalizm–maneviyat tartışmasına, bilincin bedenle ilişkisine ve enformasyon kuramı/karadelik olay ufku analojilerine uzanıyoruz: “Televizyon bozuldu diye yayın biter mi?”, “Süre çok uzasa (100.000 yıl) bile sonuç değişir mi?” sorularının peşinden gidiyoruz. Ölümü konuşmanın panik değil, dinginlik ve işlevsellik ürettiği; “an ölümsüzdür” ilkesinin nasıl bir yaşam mühendisliğine dönüştüğü örneklerle ele alınıyor.
Satrancı “kazanmak”tan öte bir düşünme deneyimi olarak anlatan Hasgüleç; taşların anlamlarından ELO sistemine, kadınlar kategorisinden hile tartışmalarına, 4 kişilik satranç ve Chess960 gibi varyantlardan Türkiye’de yükselen genç ustalara kadar merak edilen her şeyi konuşuyor. Hem oyuna yeni başlayacaklara hem de yıllardır oynayanlara “neden bu kadar zevkli?” sorusunun samimi bir cevabını veriyor.Bu bölümde konuşulan bazı konular:🧩 “Satranç neden öğrenilir ki?” — Oyunun felsefesi ve gündelik hayata etkisi🏰 Kale, fil, at… Taşların rolü; “kale için rok atmak” ne demek?👩🦰 “Neden kadın–erkek ayrımı var?” — Açık ve kadınlar kategorisi, pozitif teşvik📈 Canlı ELO vs. resmi ELO — Arpad Elo’nun sistemi nasıl işler?🏪 “Kafelerde neden satranç yok?” — Yaygınlaşma ve topluluk kültürü🛡️ Hile ve fair play — Neden ‘bilgisayar gibi’ hamleler fark edilir?⏱️ Klasik, rapid, blitz — Üç tempo, üç farklı sıralama🆚 Fil mi at mı? — Konuma göre değer ve “kötü fil yoktur” tartışması🎲 Varyantlar: 4 kişilik satranç, Bughouse/Bugüs, Chess960 (Freestyle)🇹🇷 Türkiye’de satranç: Vahap Şanal, Ediz Gürel, Yağız Kaan ve yükselen kuşakSatrancı bir “başka evrene” çeviren mücadele, analiz ve hikâye kurma kısmını seviyorsanız bu bölüm tam size göre. Yeni başlayanlar için pratik öneriler; ileri seviyedekiler için de taptaze perspektifler var.
Ahkam’ın bu özel bölümünde Emrah Ablak’la Cumhuriyet’in bireylerin hayatını nasıl dönüştürdüğünü konuşuyoruz: Kars’a yerleştirilen Karapapakların hikâyesinden, “Emrah”ın bir meslek adı oluşuna; fener alaylarının ışığından, liyakatle kurulan bir hayatın taşlarına kadar…Bu sohbette; kimlik ve aidiyet, yurttaşlık kültürü, TRT’nin 70’ler kamu spotlarından bugüne toplumsal alışkanlıklar, spor kulüplerinin işçi sınıfı kökleri, liyakat tartışmaları ve Ulu Önder Atatürk’e duyulan minnet duygusu bir araya geliyor.📌 Cevap aradığımız bazı sorular:• Cumhuriyet, göç ve sürgün hafızasına sahip toplulukların hayatını nasıl değiştirdi?• Liyakat, tek tek insanların kaderini ve ülkenin sanayisini nasıl şekillendirdi?• “Emrah” bir isimden önce nasıl bir meslekti; Karapapak kültüründe neyi temsil ediyor?• Bayram ritüelleri (fener alayı, havai fişek) toplumsal belleği nasıl kurar?• Sanat mı, mühendislik mi? Gençlerin yönelişini belirleyen görünmez itki nedir?• “Cumhuriyeti kutlamak” ile “cumhuriyete sahip çıkmak” arasındaki fark ne?Cumhuriyetin herkese açtığı eğitim ve fırsat kapılarını, bir ailenin çok kuşaklı hikâyesinde izlemek isteyenler için içten, aydınlatıcı bir bölüm.📚 Cumhuriyet, kişisel olanın kamusalla buluştuğu yer: Hatırlamak, kıymet bilmek ve sahip çıkmak için.
Büyük Sorular’ın bu bölümünde Sinan Canan’la dikkatimizi gerçekten toplamanın mümkün olup olmadığını konuşuyoruz. 🧠Beyindeki “attention network”ten yola çıkarak, modern dikkat ekonomisinin dopamin-belirsizlik-ödül döngüsüyle (sonsuz kaydırma, bildirimler, oyunlar) nasıl bağımlılık ürettiğini; yalnızlığın bu bağımlılıkları neden büyüttüğünü; “dikkat kası”nı nasıl antrene edebileceğimizi ele alıyoruz.
Yönetmenliğin özünü “hikâye anlatmak”ta bulan Ezel Akay; mizanseni nasıl kurduğunu, yazıdan görüntüye geçişte denklem çözmeyi, setin görünmeyen emek düzenini ve “genel yönetmen” ile “yardımcı yönetmen” rollerinin gerçek işleyişini tüm açıklığıyla anlatıyor.
Tuğba Karadayı’nın yalın ve açıklayıcı anlatımıyla, astrolojinin ne yaptığı—ve en önemlisi ne yapmadığı—üzerine net bir çerçeve çiziyoruz. “Astrolog nasıl olunur?” sorusuna eğitim, gözlem ve etik üzerinden pratik bir yol haritası çıkıyoruz; terapiden yaşam koçluğuna kadar komşu alanlarla farkları da ayıklıyoruz.