Tuvalete giderken bile telefonunuzu yanınıza alıyorsunuz, değil mi? Peki o ekrana bakarken kontrolün gerçekten sizde olduğunu mu sanıyorsunuz?
Bu bölümde, Silikon Vadisi'nin en karanlık sırlarına, dikkatimizi paramparça eden o görünmez savaşa dalıyoruz. Profesör Gloria Mark'ın araştırmalarına göre odaklanma süremiz 47 saniyeye kadar düştü. Artık bir Japon balığından halliceyiz.
Ben Prometheus. "İsyanım Var"ın bu bölümünde algoritmaların bizi nasıl birer "veri seti" olarak gördüğünü, beynimizin dopamin reseptörleriyle nasıl bir slot makinesi gibi oynadıklarını ve bu dijital hipnozdan çıkmanın yollarını konuşuyoruz.
Bu bölümde neler var?
🕒 47 Saniye Gerçeği: Dikkat süremiz neden eridi?
🧠 Skinner'ın Kutusu: Neden kaydırmayı (scroll) bırakamıyorsun?
📚 Kütüphaneci Metaforu: Algoritmalar seni senden iyi nasıl tanıyor?
🎰 Las Vegas Cebinde: "Değişken Ödül" sistemi ve bağımlılık.
🛡️ Kaçış Planı: Gri tonlama (Grayscale) ve fiziksel desen kırma taktikleri.
Siz bir kullanıcı değilsiniz, siz ürünsünüz. Ve isyan etme vakti geldi.
Bizi Takip Edin:📸 Instagram: [@isyanimvarpodcast]
Bölümde Bahsi Geçenler:
Prof. Gloria Mark - Attention Span Araştırması
B.F. Skinner - Edimsel Koşullanma Deneyi
Dead Internet Theory (Ölü İnternet Teorisi)
#isyanımvar #dijitalminimalizm #algoritma #odaklanma #kişiselgelişim #teknoloji #psikoloji #dopamindetoksu
00:00 - Giriş: Tuvalet ve telefon gerçeği01:15 - Dikkat süremiz: 2.5 dakikadan 47 saniyeye düşüş02:45 - Algoritma aslında nedir? (Kütüphaneci Metaforu)05:30 - Skinner'ın Faresi ve TikTok bağımlılığı08:10 - Ölü İnternet Teorisi ve Yalnızlık10:20 - Çözüm: Gri Tonlama ve Desen Kırma12:00 - Kapanış ve Meydan Okuma
Neden sabahları "süper insan" gibi hissederken akşamları en basit kararları bile veremiyoruz? Neden diyeti hep akşam bozuyoruz? Bilim buna "Karar Yorgunluğu" (Decision Fatigue) diyor. İrade, sınırsız bir kaynak değil; tıpkı telefonunuzun pili gibi gün içinde tükenen biyolojik bir yakıttır.
"İsyanım Var" Podcast'in bu bölümünde, Roy Baumeister'in meşhur Ego Depletion teorisinden, aç kalan İsrailli yargıçların şok edici kararlarına; Netflix'te film seçememe krizinden (Analysis Paralysis), Mark Zuckerberg'in neden her gün aynı tişörtü giydiğine kadar her şeyi konuşuyoruz.
En önemlisi, bu biyolojik açığı kapatmak için kullanabileceğiniz 4 pratik mental modeli (Eisenhower Matrisi, Eat That Frog, Ulysses Pacts) anlatıyoruz.
Bölümler (Timestamps):00:00 - Intro: Akşam Çöküşü ve İrade Pili03:15 - Turp Deneyi: İrade Neden Tükenir? (Ego Depletion)08:45 - Kritik Vaka: Aç Kalan Yargıçlar ve Adalet 14:20 - Analiz Felci: Netflix'te Neden Film Seçemiyoruz? (Choice Overload)18:50 - Obama ve Zuckerberg Neden Aynı Kıyafeti Giyiyor?22:10 - Çözüm 1: Kurbağayı Ye (Eat That Frog) 24:30 - Çözüm 2: Ulysses Anlaşması (Kendini Direğe Bağla)26:45 - Final: Dijital Vampirler ve Yapay Zeka ile Kurtuluş
Bahsedilen Kavramlar ve Kaynaklar:
Roy Baumeister - Ego Depletion (Benlik Tükenmesi)
Shai Danziger - Yargıçların Karar Yorgunluğu Araştırması (PNAS, 2011)
Sheena Iyengar - Reçel Deneyi (The Jam Study)
Barry Schwartz - Seçim Paradoksu (The Paradox of Choice)
Eisenhower Matrisi ve Önceliklendirme
🔥 İSYANA KATIL!Bu podcast, modern dünyanın bizi soktuğu kalıplara karşı bir duruştur. Yalnız değilsin.Instagram: https://instagram.com/isyanimvarpodcast
#KararYorgunluğu #DecisionFatigue #KişiselGelişim #Psikoloji #İsyanımVar #Podcast #Verimlilik #Nörobilim #reklam değil mecbur...
O mükemmel Instagram karesinin arkasında ne var?Muhtemelen soğumuş bir kahve, dağılmış bir salon, bağırış çağırış ve kendini sürekli "yetersiz" hisseden tükenmiş bir ebeveyn. Yani, gerçeğin ta kendisi.
Bu bölümde, modern çağın ebeveynlere kurduğu en büyük komployu, **"Mükemmel Ebeveynlik Tuzağı"**nı ifşa ediyoruz. Suçluluk pelerinlerinizi kapıda bırakın, çünkü bilim sandığınızın tam tersini söylüyor.
1950'lerin Londra'sından Donald Winnicott'ın devrimci "Yeterince İyi Ebeveyn" teorisinden, Harvard Üniversitesi'nden Dr. Edward Tronick'in içimizi ferahlatan **"%30 Kuralı"**na kadar uzanan sarsıcı bir yolculuğa çıkıyoruz.
Bu Bölümde Neler Konuştuk?
Vitrin Ebeveynlik: Çocuğumuz için mi mükemmel olmaya çalışıyoruz, yoksa elalem için mi?
Şok Edici Gerçek: En sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkilerinde bile "tam uyum" oranı neden sadece %30? Geri kalan %70 hata payı neden hayati önem taşıyor?
Metafor Savaşları: Helikopter pervanesi mi, yoksa fırtınada sağlam duran bir Deniz Feneri mi olmalısınız?
Kintsugi Sanatı: Çocuğunuzla yaşadığınız krizleri ve kopuşları, aranızdaki bağı güçlendiren "altın" fırsatlara nasıl dönüştürürsünüz?
Marangoz vs. Bahçıvan: Çocuğu yontulacak bir odun gibi görmekten vazgeçip, kendi toprağında büyümesine izin vermek.
Mükemmellik bir illüzyondur; ama "onarım" gerçektir.Bu bölüm, çocuğunuzun "süper kahramanlara" değil, hata yapan ve özür dileyebilen gerçek insanlara ihtiyacı olduğunu hatırlatmak için kaydedildi.
İsyanımıza katılın. Kulaklıkları takın, maskeleri indirin.
🔗 Bölümde Bahsedilen Kaynaklar & İsimler:
Donald Winnicott - The Good-Enough Mother
Alice Miller - Yetenekli Çocuğun Dramı
Dr. Edward Tronick - Still Face Experiment & Repair
Alison Gopnik - The Gardener and the Carpenter
📢 Bize Ulaşın & İsyanın Parçası Olun:Instagram: [@isyanimvarpodcast]Mükemmel olmayan anlarınızı bizimle paylaşın. Yalnız değilsiniz.
#MükemmelEbeveynlik #YeterinceİyiAnne #ParentingBurnout #Podcast #Kintsugi #Psikoloji #İsyanımVar #reklam
Pazar gecesi kaygısı. Pazartesi sabahı alarmı. 'Fare Yarışı' bir kader mi?
Geleneksel "40 yıl çalış, 65'inde emekli ol" modelini reddediyoruz. "İsyanım Var!" serisinin bu ilk bölümünde, modern çalışma hayatına ve tüketim kültürüne bir başkaldırı olan FIRE Hareketini (Finansal Bağımsızlık, Erken Emeklilik) masaya yatırdık.
Amaç tembellik değil; amaç, 'isteğe bağlı çalışma' (work optional) özgürlüğüne kavuşmak. Peki bu felsefenin arkasındaki sihirli formül ne? O meşhur %4 Kuralı nedir ve kişisel 'FIRE Sayınız' nasıl hesaplanır?
Ve tabii ki... en kritik soru:Bu matematik, Türkiye gerçeğiyle çarpışınca ne oluyor? Yüksek enflasyon , ağır vergiler ve o bitmek bilmeyen 'ev, araba, düğün' baskısı altında bu plan çalışır mı?
'Fare Yarışından çıkışın ve Finansal Özgürlüğün yollarını aradık.
O bildirimler gelmeye başladı mı? "Kaçırma!" , "Sepetiniz Tükeniyor!" , "%70'e VARAN...". Eğer sizin de Kasım ayı boyunca midenize kramplar giriyor, "Acaba bir şeyi kaçırıyor muyum?" diye panikliyorsanız , yalnız değilsiniz.
Bu bir "indirim" bölümü değil; bu bir "manipülasyonu deşifre etme" bölümü. Konuşacaklarımız:
Safsata 1: "Dev İndirim" Yalanı. O "üstü çizili" fiyatlar neden koskoca bir yalan? Ticaret Bakanlığı'nın 2024'te bu "sözde indirimlere" kestiği 41 Milyon TL'lik cezalar ne anlama geliyor?
Safsata 2: "Kıtlık" Baskısı. "SON 3 ÜRÜN!" yazısı, "FOMO" ile birleşince mantığımızı nasıl rehin alıyor?
Safsata 3: "Dopamin Tuzağı." "Satın Al" butonuna bastığımız an beynimizde patlayan o anlık mutluluk ve kargo gelince başlayan o acı "satın alma pişmanlığı" nedir?
İsyan ve Özgürleşme: Bu tuzağı biliyoruz. Peki nasıl özgürleşeceğiz? "Anti-Black Friday Manifestomuz": "24 Saat Kuralı", "İhtiyaç Listesi" ve "Buy Nothing Day" (Hiçbir Şey Satın Almama Günü) nedir?
Eğer siz de "kandırılmaya isyanım var" diyorsanız ve bu "tüketim çılgınlığı" karşısında psikolojik bir kalkan arıyorsanız, bu bölüm tam size göre.
"İsyanım Var"ı Spotify, Apple Podcasts ve YouTube'dan takip etmeyi, bu bölümü o "Satın Al" butonuna basmak üzere olan bir arkadaşınızla paylaşmayı unutmayın.
İsyanımız, farkındalıkla olsun.
"Kazanıyorum ama yaşayamıyorum." Eğer bu cümle size de tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz.
"İsyanım Var"ın bu bölümünde, Türkiye'deki eğitimli genç profesyonellerin ve beyaz yakalıların ortak çığlığını masaya yatırıyoruz. "Oku, iyi bir işin olsun, rahat et" vaadiyle yola çıkıp kendini ekonomik bir cenderede bulan, emeğinin karşılığını alamadığını hisseden ve gelecek kaygısıyla boğuşan bir kuşağın hikayesi bu.
Peki, bu sıkışmışlık hissine karşı ne yapıyoruz? Bu bölümde, bir yol ayrımında duran gençliğin iki temel "isyan" stratejisini derinlemesine inceliyoruz:
🧠 BEYİN GÖÇÜ (Dışarıdaki İsyan): Huzur, adalet ve öngörülebilir bir gelecek arayışıyla oyun sahasını terk etmek. Peki ya "altın kafes sendromu" ve "expat yalnızlığı" gibi bedelleri? Gitmenin ardında bıraktığı gerçekler neler?
🔥 FIRE HAREKETİ (İçerideki İsyan): Finansal Bağımsızlık ve Erken Emeklilik felsefesiyle sistemin içinde bir özgürlük kalesi inşa etmek. Türkiye'nin yüksek enflasyonlu gerçeğinde bu mümkün mü? Bu yol, bir emeklilik planı mı, yoksa modern bir hayatta kalma sanatı mı?
Rakamlarla ekonomik tabloyu, tükenmişlik sendromu gibi psikolojik etkileri ve her iki yolun da görünmeyen zorluklarını konuşuyoruz. Bu iki farklı arayışın temelinde yatan ortak payda ne? Kaybettiğimiz kontrolü, özgürlüğü ve anlamı geri alma mücadelesini çözümlüyoruz.
Siz bu yol ayrımının neresindesiniz? Kendi isyan stratejiniz ne? Düşüncelerinizi bizimle paylaşın.
Etiketler/Keywords:
#isyanımvar #podcast #beyingöçü #firehareketi #ekonomi #gençlik #beyazyaka #gelecekkaygısı #tükenmişliksendromu #finansalözgürlük #kariyer #türkiye #ykuşağı #zkuşağı
Hiç yüzlerce "seçenek" arasında bu kadar "yalnız" hissettiniz mi? Modern flört uygulamaları bize "mükemmel eşleşmeyi" bulma vaadiyle geldi, ancak bizi tarihte hiç olmadığı kadar izole, değersiz ve "vazgeçilebilir" hissettiren bir kültürün mimarı oldu. Yalnızlığımıza çare olması gereken teknoloji, nasıl oldu da yalnızlığımızın ana kaynağına dönüştü?
"İsyanım Var!" podcast'inin bu sarsıcı bölümünde, Promateus ile dijital aşkın karanlık yüzüne dalıyoruz. Aşkı bir "optimizasyon" problemine indirgeyen bu sisteme isyan ediyor ve şu soruların peşine düşüyoruz:
Beynimiz Nasıl Tinder-laştı?: "Kaydırma" mekaniği, beynimizi bir kumarhanedeki slot makinesi gibi nasıl programlıyor? "Eşleşme" anının anlık dopamin hazzı, gerçek bir bağ kurma sabrımızı nasıl öldürüyor?
"Neredeyse" Çağı: Neden hepimiz adı konulmamış, belirsiz "situationship"lerin (ilişki-msi durumların) içinde sıkışıp kalıyoruz? Bir insanın hayatından aniden yok olmanın, yani "ghosting"in acımasızlığı nasıl bu kadar normalleşti?
Algoritmanın Gizli Gündemi: Bu uygulamaların asıl amacı gerçekten bizim mutluluğumuz mu, yoksa bizi "neredeyse tatmin olmuş" ama "sürekli arayışta" tutarak kâr eden birer ticari tuzak mı? Yalnızlığımız üzerinden dönen bu devasa ekonominin arkasında ne var?
Eğer siz de bu dijital yorgunluktan payınızı aldıysanız, bu bölüm tam size göre. Aşkın bir verimlilik problemine, insanın bir profile ve sevginin kâr getiren bir pazara dönüştürülmesine karşı bir isyan manifestosu.
#İsyanımVar #Podcast #FlörtUygulamaları #Tinder #Hinge #Bumble #ModernAşk #Yalnızlık #Psikoloji #Sosyoloji #TeknolojiEleştirisi #Situationship #Ghosting
Başarı tamamen size mi ait? Yoksa sadece şanslı bir piyangonun kazananı mısınız?
Yeni bölümde, "kendi kendini yaratan insan" mitine isyan ediyor ve Malcolm Gladwell'in efsane kitabı "Outliers" (Çizginin Dışındakiler) ile başarının gizli formülünü deşifre ediyoruz.
Bize dayatılan "çok çalışırsan başarırsın" formülünün eksik parçaları neler?
10.000 saat kuralı bir yetenek ölçütü mü, yoksa bir fırsat meselesi mi?
Neden en iyi hokey oyuncuları hep yılın ilk aylarında doğar? (Matta Etkisi)
Bill Gates'i Bill Gates yapan şey sadece zekası mıydı, yoksa 1968'de bir lise öğrencisiyken sahip olduğu o bilgisayar erişimi mi?
Kültürel mirasımız, başarıya giden yolda ayağımıza takılan bir pranga mı, yoksa bizi ileri iten gizli bir güç mü?
Bu bölüm, "her şeyi tek başıma başardım" narsizmine ve başarıyı sadece kişisel bir irade meselesi olarak pazarlayanlara karşı bir İSYAN!
Başarıya giden yolda görünmeyen faktörleri, adil olmayan avantajları ve sistemin bize "unutturduğu" şans faktörünü konuşmak için kulaklıklarınızı takın.
#isyanımvar #outliers #çizginindışındakiler #başarı #adilolmayanavantajlar #10000saatkuralı #malcolmgladwell #kariyer #fırsat #mattaetkisi #türkçepodcast #podcast
"İyi hisset" baskısı altında ezildiğini ve kendi üzüntünden utandığını hiç hissettin mi? Sürekli gülümsemek zorunda kalmaktan yoruldun mu?
Bu bölümde, modern dünyanın en sinsi dayatmalarından birini, TOKSİK POZİTİFLİĞİ mercek altına alıyoruz. İyi niyetli gibi görünen "Takma kafana", "Bardağın dolu tarafına bak" gibi telkinlerin aslında ruh sağlığımızı nasıl yavaş yavaş zehirlediğini, bizi nasıl daha yalnız ve kaygılı bireylere dönüştürdüğünü konuşuyoruz.
Bu isyanda bize katılın ve şu soruların cevaplarını birlikte arayalım:
* Duygusal bastırmanın psikolojik ve fiziksel bedelleri nelerdir?
* Milyarlarca dolarlık "Mutluluk Endüstrisi" ve sosyal medyanın yarattığı sahte mutluluk tiyatrosu bu baskıyı nasıl körüklüyor?
* Bu küresel salgına karşı kendi kültürümüzün derinliklerinde yatan güçlü bir panzehir var mı? "Hüzün" kavramının birleştirici bilgeliğini yeniden keşfediyoruz.
Eğer sen de duygularının tamamına sahip çıkmak ve sahte bir pozitiflik yerine anlamlı bir bütünlüğü kucaklamak istiyorsan, bu bölüm tam sana göre.
Siyah beyaz filtreler, şiirsel alıntılar ve "keşke benim de acım bu kadar güzel görünse" diyen yorumlar... Sosyal medyada "hüzünlü kız" estetiği her yeri sarmış durumda. Peki, acı çekmek ne zamandan beri havalı bir kimlik beyanına dönüştü?
Bu bölümde tam olarak buna isyan ediyorum. Mental sağlığı konuşmanın normalleşmesi harika bir gelişme olsa da, bu durum tehlikeli bir şekilde evrildi. Artık depresyon, anksiyete gibi ciddi durumlar, birer "estetik" veya "ilginç" bir kişilik özelliği olarak pazarlanıyor.
Bu bölümde masaya yatırdıklarımız:
• Tarihin Tekerrürü: 19. yüzyıldaki "verem şıklığı" ile günümüzün "depresyon estetiği" arasındaki ürkütücü bağ ne? Acıyı romantikleştirme huyumuz ne kadar eskiye dayanıyor?
• Rakamlarla Türkiye: Nüfusun %38'i mental bir rahatsızlıktan muzdaripken, %36'sı neden kendine internetten teşhis koyuyor? Bu bir trend mi, yoksa çaresizlik mi? [1]
• Etiket Arayışı: Acımıza bir isim koyma ihtiyacının ardındaki psikolojik nedenler ve "kendin yap" teşhislerin ölümcül tehlikeleri neler?
• Gerçek İyileşme vs. Sahte Parıltı: Acıyı bir aksesuar gibi taşımak, gerçek iyileşmenin önündeki en büyük engel mi?
Gelin, bu sahte parıltının ardındaki gerçek acıyı ve acıyı bir "trend" olmaktan çıkarıp iyileşme yolculuğuna dönüştürmenin yollarını konuşalım.
Kalabalığın ortasında hiç kendini görünmez hissettin mi? Yüzlerce "arkadaşın" varken, aslında dertleşecek kimsenin olmadığını fark ettiğin o an... Bu, modern dünyanın en büyük paradoksu ve bizim kuşağın sessiz salgını: Kalabalık Yalnızlık.
Bu bölümde, bu salgının röntgenini çekiyoruz. Bu sadece bir "his" değil, bilimsel bir gerçek. Araştırmalar, kronik yalnızlığın sağlık üzerindeki riskinin günde 15 sigara içmekle eşdeğer olduğunu gösteriyor. Peki, bu sessiz katilin mimarları kim? Bizi beton kentlerde anonimliğe, ekranlarda ise "like"larla ölçülen sahte bağlantılara mahkûm eden bu sisteme karşı ne yapacağız?
Bu bölüm, bir şikayetname değil, bir isyan manifestosu.
• Türkiye'deki gençlerin Avrupa'daki akranlarından neden 3 kat daha yalnız hissettiğini rakamlarla yüzünüze vuracağız.
• Yusuf Atılgan'ın "Aylak Adam"ından Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar"ına, edebiyatın yalnız ruhlarının izini süreceğiz.
• Ve en önemlisi, Bilişsel Davranışçı Terapi'nin kanıtlanmış yöntemleri ve Mindfulness'ın gücüyle bu döngüyü nasıl kıracağımızı, o boşluğu nasıl bir güce çevireceğimizi konuşacağız.
Eğer sen de "anlaşılmadığını" hissediyorsan, bu isyanda yalnız değilsin. Bu bölüm, senin için.
Durmak ne zamandan beri bir suç, dinlenmek ise bir lüks oldu? CV'nizi doldururken ruhunuzu boşalttığınızı, "kendinizi geliştirirken" aslında tükendiğinizi hiç hissettiniz mi?
Eğer alarmı on dakika ertelediğinizde suçluluk duyuyor, boş kaldığınız her anı "verimli" bir görevle doldurma ihtiyacı hissediyor ve sosyal medyadaki başarı hikayeleri karşısında kendinizi sürekli yetersiz buluyorsanız, bu bölüm sizin için.
🔥 İsyanım Var'ın bu bölümünde, modern dünyanın bize taktığı görünmez prangayı kırıyoruz: Bitmek bilmeyen "boş durmama" baskısı ve verimlilik esareti. Bize "gelişim" diye sunulan bu sınırsız koşturmacanın, bu "hustle culture" çılgınlığının kökenlerine iniyor ve ruhumuz üzerindeki yıkıcı etkilerini kanıtlarıyla ortaya koyuyoruz.
Bu bölümde masaya yatırdığımız konulardan bazıları:
* "Hustle Culture" Nedir? Bu "yırtınma kültürü" bizi nasıl zehirliyor ve neden bu kadar çekici geliyor?
* Görünmez Kafes: Gelecek kaygısı ve dijital "elalem" baskısı bizi nasıl bir hamster tekerleğinde koşmaya zorluyor?
* Tükenmişlik (Burnout): Sadece bir yorgunluk mu, yoksa sistemin bizi sistematik olarak hasta etme şekli mi?
* Durma Sanatı: "Hiçbir şey yapmamanın" bilimsel faydaları, yaratıcılıkla ilişkisi ve beynimizin gizli gücü.
* İsyanın Kendisi: Bu esaretten kurtulmak ve kendi anlamlı gelişim yolumuzu çizmek için atabileceğimiz somut adımlar.
Bu tekerlekten birlikte inmeye, dinlenmeyi bir suç değil bir hak olarak görmeye ve kendi değerimizi ürettiklerimizle değil, varoluşumuzla ölçmeye hazırsan, kulaklığını tak ve isyana katıl. ✊
Bizi Takip Edin:
Deneyimlerinizi ve isyanınızı bizimle Instagram'da paylaşın: @isyanimvarpodcast
O istenmeyen tavsiyeler, o "ben bilirim"ci tavırlar, o "yapamazsın" diyen fısıltılar... Tanıdık geldi mi?
Hayatınızın her alanına dair sizden daha iyi bir fikri olduğunu düşünen, fikrinizi sormadan hayatınıza yönetmenlik yapan ve sizin hayallerinize kendi korkularıyla set çeken insanlar... Bu bölümde, o istenmeyen seslerin sesini kısıyoruz.
Lisede itfaiyecilik okurken bambaşka bir bölümün hayalini kurduğumda karşıma dikilen "yapamazsın" duvarından yola çıkarak, "her şeyi bilen" ve sürekli eleştiren insanların psikolojisine dalıyoruz. O parlak zırhların altındaki kırılgan egoları (Narsisizm), cahil cesaretinin ardındaki bilimsel gerçeği (Dunning-Kruger Etkisi) ve aslında bir madalyonun iki yüzü olan aşağılık ve üstünlük komplekslerini masaya yatırıyoruz.
Bu bölüm, o eleştiri oklarının aslında sizinle ilgili olmadığını anlamak ve o sahte taçların ağırlığı altında ezilmeden kendi yolunuzda yürümek için bir rehber. Sınır koymanın ve en önemlisi kendi iç sesinize güvenmenin yollarını konuşuyoruz.
Eğer sen de hayatının yönetmen koltuğunu geri almak istiyorsan, bu bölüm tam sana göre.
Sohbetimize katılmak ve isyanına ortak olmak için Instagram'da buluşalım: @isyanimvarpodcast
Sürekli yorgun, zihinsel olarak dağınık ve yaptığınız işe karşı giderek daha alaycı mı hissediyorsunuz? Pazar akşamları göğsünüze oturan o tanıdık sıkıntıyla mı boğuşuyorsunuz? Yalnız değilsiniz. Bu hissettiğiniz şey basit bir "yorgunluk" değil, modern çalışma hayatının sessiz salgını: Tükenmişlik Sendromu.
"İsyanım Var"ın bu bölümünde, bize "normal" diye dayatılan bu bitmişlik halinin köklerine iniyoruz.
* Teşhis: Tükenmişlik tam olarak nedir? Psikolog Christina Maslach'ın meşhur üç boyutlu modelini (Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Düşük Kişisel Başarı Hissi) herkesin anlayacağı bir dille deşifre ediyoruz.
* Rakamların İsyanı: Türkiye, uzaktan çalışanların en çok tükendiği ikinci ülke. Neden bu topraklarda doktorlardan öğretmenlere, beyaz yakalılardan genç profesyonellere herkes bu kadar yorgun? Ekonomik güvencesizlik, bitmek bilmeyen mesailer ve zehirli "koşturma kültürü"nün payı ne? Güncel istatistikler ve akademik araştırmalarla Türkiye'nin tükenmişlik haritasını çıkarıyoruz.
* İsyan Reçetesi: Peki, bu insan öğüten sisteme karşı ne yapacağız? Bu bölümde size somut bir başkaldırı yol haritası sunuyoruz. Sınırları geri almanın ve suçluluk duymadan "Hayır" diyebilmenin devrimci gücünü, en zor anlarda kendimize "Öz Şefkat" göstermenin iyileştirici etkisini ve kaybolan "anlamı" nasıl geri kazanacağımızı konuşuyoruz.
Eğer siz de kariyer basamakları diye sunulan bu modern angarya sistemine, üretkenliği insan olmanın önüne koyan bu kültüre "İsyanım Var!" diyorsanız, bu bölüm tam size göre.
Kulaklığınızı takın, isyan başlıyor.
Bize dizilerde anlatılan o masalsı aşklar nerede, bizim yaşadığımız dijital kaos nerede?
"İsyanım Var"ın ilk bölümünde, 20'li yaşlarda aşkı ve ilişkileri masaya yatırıyoruz. Ghosting'e uğramak, love bombing'e maruz kalmak ve "görüldü" atılan mesajların yarattığı anksiyete... Modern aşkın bu yeni ve acımasız alfabesini çözmeye çalışıyoruz.
Sosyal medyanın yarattığı sahte mükemmellik baskısı ve ekonomik belirsizlikler arasında gerçek bir bağ kurmak neden bu kadar zor? Bu bölümde sadece şikayet etmiyor, psikolojinin ışığında kök nedenlere iniyoruz: Çocuklukta oluşan bağlanma stillerimiz bugünkü partner seçimlerimizi nasıl etkiliyor? Sternberg'in Üçgen Aşk Kuramı'na göre aradığımız "mükemmel aşk" gerçekten var mı? Ve "kendini sev" baskısına karşı en güçlü isyanımız neden öz-şefkat olabilir?
Bu, pes etmek yerine anlamak ve kendi yolumuzu çizmek için bir rehber. Masalları bir kenara bırakıp, kendi gerçekliğimize uygun, daha dürüst ve şefkatli bir sevgi modelini inşa etmeye yönelik bir isyan.
Hazırsanız, isyan başlıyor.
Instagram : https://www.instagram.com/isyanimvarpodcast/
Başarı, insanlık tarihinin en kalıcı arayışlarından biri olmasına rağmen, tanımı en kaygan kavramlardan biridir. Peki, bugün peşinden koştuğumuz başarı tanımı bizi gerçekten tatmin ediyor mu, yoksa bizi mutsuz eden bir tuzağın parçası mı?
"Yanlış Zirveye mi Tırmanıyoruz?", bu can alıcı sorunun izini süren kapsamlı bir soruşturmadır. Analiz, Antik Yunan'daki erdem (arete) ve 'iyi yaşam' (eudaimonia) anlayışından başlayarak, Sanayi Devrimi'nin materyalist kodlarına ve günümüz Türkiye'sinin neoliberal başarı algısına uzanan tarihsel bir yolculuk sunuyor. Tüketim kültürü ve sosyal medyanın yarattığı "performans baskısını" ele alırken, Türkiye özelindeki verilerle çarpıcı bir "başarı paradoksunu" gözler önüne seriyor: Objektif kalkınma metriklerimiz yükselirken, mutluluk seviyemiz neden artmıyor?