
Bu bölümde, uzun zamandır hayatın koşturmacası içinde hep sonraya bıraktığımız “gerçek kendimiz”e dönüyoruz; başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışırken, günlük sorumlulukların arasında sıkışıp kendi ihtiyaçlarımızı, hayallerimizi, iç sesimizi nasıl sessizce ertelediğimizi konuşuyoruz. Neden kendimizi hep listenin en sonuna yazdığımızı, hangi alışkanlıkların bizi geri tuttuğunu ve küçük ama kararlı adımlarla nasıl yeniden kendimize yaklaşabileceğimizi inceliyoruz. Çünkü bazen fark etmeden ertelediğimiz şey bir hedef, bir plan ya da bir istek değil; tam olarak biziz. Ve bu bölüm, kendine nazikçe “Artık seni ertelemiyorum” deme cesareti için küçük bir hatırlatma niteliğinde.