
Bu bölümde hepimizin hayatında bir yerlerde duran o tanıdık konuya dokunuyorum: Tutamadığımız sözler.
Kendimize verdiğimiz ama bir türlü başlayamadığımız sözler…
Başkalarına “tamam” deyip içten içe yapamayacağımızı bildiğimiz o minik sözler…
Tutamadıkça üzüldüğümüz, üzüldükçe kendimize kızdığımız döngüler.
Bu bölümde;
neden bazı sözleri tutamadığımızı,
kendimize fazla yüklenmenin nasıl fark edilmeyen bir baskı yarattığını,
ve söz vermeden önce durup düşünmenin neden bu kadar önemli olduğunu konuşuyoruz.
Belki de mesele söz verememek değil…
Belki de mesele artık kendimizi daha iyi anlamaya başlıyor olmamızdır.
Bu bölümde bunların hepsini, sakin bir sohbetin içinde birlikte keşfediyoruz.
Hazırsan, başlıyoruz.