Home
Categories
EXPLORE
True Crime
Comedy
Society & Culture
Business
Sports
History
TV & Film
About Us
Contact Us
Copyright
© 2024 PodJoint
00:00 / 00:00
Sign in

or

Don't have an account?
Sign up
Forgot password
https://is1-ssl.mzstatic.com/image/thumb/Podcasts211/v4/6d/2a/47/6d2a47fa-6c94-797c-b485-1d5bfb282491/mza_150501486953099619.jpg/600x600bb.jpg
Atatürk ve Din
Fehmi İlkay Çeçen
42 episodes
2 days ago
Atatürk'ün sansürlenen gerçek fikirlerini dinlemeye hazır mısınız?
Show more...
History
RSS
All content for Atatürk ve Din is the property of Fehmi İlkay Çeçen and is served directly from their servers with no modification, redirects, or rehosting. The podcast is not affiliated with or endorsed by Podjoint in any way.
Atatürk'ün sansürlenen gerçek fikirlerini dinlemeye hazır mısınız?
Show more...
History
Episodes (20/42)
Atatürk ve Din
Kemalist Tarihçilik ve Diamond Tema - 1

00:28 Atatürk piyasası uydurma ve sansür çılgınlığı.03:10 Neden Diamond Tema videosu ile başladık.06:14 Kütüphane zenginliğini doğru anlamak.09:01 Kemalist tarihçilik neden güven vermiyor?10:09 Kemalist tarihçiliğe eleştiri noktalarımız.13:13 Diamond’un Atatürkçülüğünü sorgulamak.17:10 Atatürk’ün haremi, Diamond Tema ve H. C. Armstrong.19:33 Atatürk’ün haberi olmadan attığı imza.22:38 Diamond Tema’nın Lord Kinross faciası…31:11 Tahlil etmediği kitabı “Sağlam, en iyi, en güvenilir” diyerek tavsiye etmek.33:43 “Kasıt mı, ihmal mi?” siz karar verin.35:20 Gazi’nin haremi ve azat ettikleri (!)42:41 Atatürk İngiliz ajanı olabilir mi? 48:04 Bilgisi-belgesiz konuşmak büyük faciadır. (Musul/Atatürk)56:13 İstiklal mahkemelerinde asılanları sayısı!?01:03:05 Atatürk bebek katili olmadığı için iyi bir liderdir.01:07:17 “Beni Türk hekimlerine...” Uydurma vecizeler…01:12:25 Kemalistlerin sansürlediği Atatürk…01:17:38 Einstein’e yollanan mektup (!)01:24:00 Kemalist tarihçilik ne anlatır?01:27:52 Lord Kinross haklı olabilir mi?

Show more...
2 days ago
1 hour 30 minutes 49 seconds

Atatürk ve Din
Atatürk İslam Dinine Hizmet Etmiş midir?

Atatürk’ün zihin dünyası vahiy, ilham, keramet eksenli değil; bütünüyle “ilim ve fenn” merkezli, seküler–materyalist bir çizgidir. Kemalist ideolojinin kurucu metinleri (Türk Tarihinin Ana Hatları, ders kitapları, Medenî Bilgiler) dinsel kavramları tarih-sosyoloji zemininde “insan zekâsının ürünü” olarak tanımlar; evreni ve toplumu tabiatın kendi kanunlarıyla açıklar. Kısacası, “yaratılış” anlatıları kutsal kaynaktan değil, kültürel evrimden türetilmiştir.

Arşiv ve basılı kaynaklarda tablo nettir: “Din yok, milliyet var” broşürü; Atatürk’ün not düştüğü Akl-ı Selim (sonradan “tanrısızlığın ilmihali” olarak anılan çeviri); tarih ders kitaplarında “pozitivist” bakışın resmîleştirilmesi… Bütününde aynı yaklaşım görülür: Cennet–cehennem, ahiret ve peygamberlik, ilk çağların aczi içinde güvenlik arayan insanın ürettiği tasavvurlardır; modern çağda beklenti Tanrı’dan değil “cemiyet”ten olur. Nitekim metinlerde “kuvvetin kaynağı millet”tir; rehberlik ise yalnızca ilimdir.

“Peki ya dindar görüntüler?” O dönemsel jestler siyasî-idarî pragmatizmin parçasıdır; kurucu ideolojiye yön veren epistemoloji değişmemiştir. Atılan imzalar, müfredata giren satırlar, devlet matbaasında çoğaltılan kitaplar; hepsi aynı çizgiyi besler: Tabiat en büyük kuvvettir, norm koyucu da odur; ulûhiyyet fikri insan zihninin tarihî serüveninde doğmuş, şekillenmiştir.

Son sözüm şu: “Atatürk İslâm’a hizmet etti” iddiası, bu birincil metin ve uygulama tablosuyla bağdaşmıyor. Atatürk’ü kendi metinlerinden tanıyalım: Otorite millete, açıklama gücü tabiat kanunlarına, yol göstericilik ilme verilmiştir; dinî kategoriler ise tarih-toplum kuramının konusu kılınmıştır.

Show more...
2 weeks ago
11 minutes 46 seconds

Atatürk ve Din
Atatürk’e Göre Evren Yaratılmamıştır

Bu bölümde Atatürk’ün “evren–tabiat–Tanrı” tasavvurunu mercek altına alıyoruz. Atatürk’e göre tek yol gösterici “ilim ve fenn”dir; vahiy, ilham ve keramet bilgi kaynağı değildir. “Kuvvet”in kaynağı aşkın bir kudret değil, doğrudan millettir; tabiat ise hem en büyük kuvvet hem de kendi kanunlarına tabi bir bütündür. “Türk’ün dini tabiatıdır” vurgusuna eşlik eden bu çerçeve, Türk Tarihinin Ana Hatları ve ders kitaplarına “pozitivist/materyalist” bir dille taşınır: evren kendi iç yasalarıyla açıklanır, yaratılış anlatıları insan zekâsının ürünleri olarak görülür. Atatürk’ün aktardığı çizgide “Allah” kavramı, ilk çağların aczi içinde güvenlik arayan insanın vicdanında doğmuş toplumsal bir fikirdir; modern devirde beklenti Tanrı’dan değil cemiyetten/insandan olur. Kısacası, Atatürk’ün kozmolojisi sekülerdir: otorite millete, rehberlik bilime, açıklama gücü tabiatın kanunlarına aittir.

Show more...
2 weeks ago
11 minutes 52 seconds

Atatürk ve Din
Atatürk’e Göre Vahiy Yol Gösterici Olabilir mi?

Atatürk’ün zihnî evreni, vahiy–ilham–keramet eksenini değil, “tek yol gösterici: ilim ve fenn” ilkesini merkezine alır. “Gökten indiği sanılan kitaplar” vurgusu, dinî metinlerin değişmez dogma otoritesine değil, hayatın içinden, sürekli güncellenen bilimsel bilgiye yaslanma çağrısıdır. Egemenliğin ve “kuvvet”in kaynağı da aşkın bir kudret değil, doğrudan millettir. Bu çerçeve Medenî Bilgiler’den resmî söylevlere uzanır; Halil İnalcık’ın işaret ettiği gibi, mistik-ilahî temellere dayalı kurumların tasfiyesi olmadan modernleşme mümkün değildir. Özetle: Atatürk’ün epistemolojisi seküler, akılcı ve pozitivisttir; rehberlik makamına vahyi değil bilimi, otorite makamına da “milleti” yerleştirir.


Show more...
2 weeks ago
5 minutes

Atatürk ve Din
Kemalist Mitoloji ve Atatürk’e Tanrı Diyenler - 2

“Atatürk’ün ilahlaştırılması, gözden kaçan bir aşırılık mıydı; yoksa bizzat sistemce beslenen bir anlatı mıydı?” Konuştuğumuz belgeler, ders kitapları, piyes ve roman komisyonları, bayram kutlama metinleri ve dönemin köşe isimlerinin kariyer seyirleri aynı tabloyu gösteriyor: “diktatör” diyenler cezalandırılırken, “ilah/peygamber” yakıştırmaları yapanlar yükseldi; metinler okullara girdi, piyesler devletçe bastırılıp dağıtıldı, miting dili “övgü”den “ibadet”e evrildi. Üstelik bu, marjinal bir coşku değil; merkezî bir örgü ve onayla yaygınlaştı.

Özetle üç çıplak hakikat:

  1. Kadro paralelliği: Atatürk’ü teolojik dille yücelten kalemler (şairler, siyasetçiler, münevverler) aynı dönemde yüksek makamlara taşındı; itiraz veya yaptırım yok.

  2. Müfredat ve ritüel: Nutuk’a “kutsal kitap” muamelesi, çocuklara “mucizevi kurtarıcı” dilinin telkini, 10. yıl törenleri ve özel kanunlarla kurumsal bir kişi kültü inşa edildi.

  3. Sessiz rıza: “Diktatör” nitelemesine hukukî ve siyasî refleks verilirken, “ilah/peygamber” yakıştırmalarına sistematik bir red/uyarı üretilemedi; böylece söylem meşrulaştı.

Bir Müslüman perspektiften ilkemiz açık: Tevhid. Kimseye zorbalık yok; fakat putlaştırmanın siyasî-toplumsal sonuçlarını da saklamıyoruz. Bu seri, “kişiyi ebedîleştiren” kalıpların nasıl devlet ritüellerine, ders kitaplarına ve kamusal dile yerleştiğini gösteriyor. Tartışmayı sloganlarla değil, belgelerle sürdürelim: Arşiv konuşsun, hükmü siz verin.

Show more...
2 weeks ago
20 minutes 56 seconds

Atatürk ve Din
Kemalist Mitoloji ve Atatürk’e Tanrı Diyenler - 1

Bugün, “Kemalist mitoloji ve Atatürk’e Tanrı diyenler” başlığının devamında çok kritik bir sorunun peşine düşüyoruz: Atatürk’ün ilahlaştırılmasını devlet görmedi mi, yoksa bizzat onayladı mı? Programda, dönemin resmî yayınları, okul müfredatı, piyesler ve miting dilinin nasıl “övgüden ibadete” evrildiğini; “diktatör” diyenlerin cezalandırıldığı, “ilah/peygamber” yakıştırmalarının ise ödüllendirildiği çarpıcı örneklerle ele alıyoruz. Yakın çevre ve kültür elitinin kariyerleriyle bu kutsama dili arasındaki paralellikleri, “İki Mustafa Kemal” söylemiyle liderin ebedîleştirilmesini ve kişi kültünün nasıl teolojik kalıplarla meşrulaştırıldığını masaya yatırıyoruz. Bir Müslüman perspektifinden “tevhid” vurgusunu koruyarak, kimsenin inancına zorbalık etmeyen; fakat putlaştırmanın tarihsel-siyasal sonuçlarını açıkça gösteren bir okuma öneriyoruz. Kısacası: Arşiv, ders kitapları ve tören metinleri aynı şeyi fısıldıyor—bu, münferit coşku değil; devlet eliyle örgütlü bir anlatı. Gerisini belgeler konuşsun.

Show more...
2 weeks ago
20 minutes 57 seconds

Atatürk ve Din
Siyasi Liderleri Tanrı Edinmek (Mustafa Kemal Örneği)

Toplumların liderlerini nasıl ve ne zaman ilahlaştırdıklarını anlamaya çalıştık. Bununla birlikte Mustafa Kemal'i tanrılaştıran anlayışın yeşerdiği ortama da değindik.

Show more...
3 weeks ago
59 minutes 57 seconds

Atatürk ve Din
Kürtler, Türkçülük ve Nazi Alman Irkçılığı

Tek parti döneminde, Atatürk, Türkler, Kürtler ve Türkçülük üzerine kıza bir bakış. Anadolu uygarlıklarından Frigya, Hitit, Lidya ve Urartu ve bu coğrafyadaki herkes Türktür iddiası sebebiyle Kürtler ve Kürtçe de sürekli yok sayıldı. Hatta o dönemin Adalet Bakanı (!) Mahmud Esad şöyle diyebildi: "Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır." Başvekil İsmet İnönü de benzer bir sevdaya kapılarak bakın ne diyor: "Vazifemiz, bu vatan içinde bulunanları kesin olarak Türk yapmaktır."

Show more...
3 weeks ago
1 hour 52 seconds

Atatürk ve Din
Atatürk'ün Vefatı... Tanrı'nın Ölümü (Kemalist Mitoloji - 8)

Atatürk'ün tanrı olduğuna iman eden genç nesillere onun öldüğü kabul ettirmek çok zor oldu. Ülke öylesine büyük bir manevi travma yaşadı ki olay "Tanrı'nın Ölümü" olarak algılandı...

Show more...
3 weeks ago
20 minutes 59 seconds

Atatürk ve Din
Atatürk Devlet Eli İle Tanrı Yapıldı (Kemalist Mitoloji - 7)

Bu bölümde, Atatürk’ün devlet eliyle—üstelik kendi rızası ve katılımıyla—nasıl “tapınılan ilahî bir varlık” mertebesine çıkarıldığını metinler, programlar ve resmî yayım pratikleri üzerinden okuyacağız. Amacımız slogan değil, belge dilinin kendisi.

Önce manzarayı netleştirelim: Sahnede yalnızca bireysel taşkın övgüler yok. Müfredattan tiyatroya, roman ve piyeslerden resmî tören senaryolarına, radyo programlarından ders kitaplarına kadar örgütlü ve sürekli bir dil akışı var. Bu dil, “önder/komutan” söyleminden hızla “kutsal/ilahî” söylemine tırmanıyor ve normalize ediliyor.

Arşivlerde karşımıza çıkan bir miting örneği, kitle dilinin eşiğini gösterir:

“Atatürk mucizelere ve insanlığın üstüne çıkan bir kahraman… Bütün bir gençlik namına söylüyorum: Atatürk, ulu gazimiz, biz sana tapıyoruz… Hepimiz seni yaşatmak için kan vereceğiz, can…”

Bu tür tezahürat, münferit bir coşku değil; resmî dille beslenen, onaylanan ve tekrar eden bir kalıp. “Tapıyoruz” kelimesi, yazınsal ve törensel metinlerle de perçinleniyor.

Atatürk’ün bizzat söylediği şu çerçeve, sonraki dilin dayanağına dönüşüyor:

  • “Kutsanmaya lâyık olan…” vurgusu, tam da kendisinin devletin zirvesindeyken telaffuz ettiği bir ölçü.

  • “Büyük meselelerde muvaffakiyet için sarsılmaz bir reisin varlığı elzemdir.” ifadesi, pedagojik ve kültürel metinlerde “eşsiz otorite – seçilmiş lider” şemasını besliyor.

Bu iki mihver, kısa sürede “önder = kutsal” eşitlemesine kapı aralıyor.

  • İlkokul–ortaokul–lise çizgisinde; Atatürk için “büyük münci, rehber, güneş, ülkü tanrımız, kâbe, put, peygamber” gibi terimler dolaşıma giriyor. Sadece sıfat enflasyonu değil, doğrudan ibadet/mabet metaforları kullanılıyor.

  • TDK/TTK ve devlet matbaası etiketli derlemelerde, antolojilerde ve “yıldönümü” kitaplarında mukaddes kitap, iman, secde, tapınma söz dağarcığı tekrar tekrar görünür.

  • Okullara önerilen tiyatro ve piyesler (10. yıl kutlama metinleri, “İnkılâbın İlmihali”, “On Yılın Romanı/Destanları”, “İnkılâp Çocukları” vb.) imanın şartlarına benzetilmiş bir “Altı İnanç/Altı Ok” dili kurar: “Cumhuriyete inanıyoruz, millete inanıyoruz, inkılâba inanıyoruz…” Böylece siyasî bağlılık, dini ritüel kalıbında öğretilir.

Dikkat çekici çifte standart:

  • “Diktatör” nitelemesi yapan metinler toplatılır, yasaklanır; yazarlar cezalandırılır.

  • Ama “Tanrı, peygamber, ilah, tapıyoruz” gibi ilahîleştirici ifadeler içeren kitaplar okullara tavsiye edilir, resmî baskılarla çoğaltılır, tören metinlerine girer.
    Bu tablo, “haberim yoktu” itirazını boşa düşürür; zira sürecin resmî üretim zinciri bizzat işler hâle getirilmiştir.

Basına yansıyan “İki Mustafa Kemal vardır” anlatısı, “ben (fani) + milletin içindeki Mustafa Kemal (ebedî)” ayrımıyla kişiyi milletin metafizik suretine dönüştürür. Bu çerçeve, “millet = Mustafa Kemal / Mustafa Kemal = millet” özdeşliğiyle ebediyet iddiasını siyasî bağlılığa ekler. Toplumsal benlik, şahs-ı manevî içinde erimeye çağrılır.

  • 1933 başta olmak üzere yıldönümü rejisi, özel komisyonlar, tören senaryoları, heykel–resim–marş–şiir eşgüdümüyle “yeni mabet dili” kurar.

  • “Nutuk = kitab-ı mukaddes”, anıt = kâbe, saygı duruşu = ibadet metaforları resmî tören repertuvarına taşınır.

  • Piyeslerde ve destanlarda Atatürk’ün “mucize” yarattığı anlatılır; bu, çocukların zihninde doğaüstü güç atfını normalleştirir.

Hayır. Çünkü:

  1. Metinlerin önemli kısmı devlet kurumlarınca bastırılmış/dağıtılmıştır.

  2. Okul kanalıyla yayılmıştır; öğretmen kılavuzları ve tören kitapçıklarıyla pedagojik bağlayıcılık kazanmıştır.

  3. “İlahîleştirici” dil hiçbir resmî itirazla karşılaşmazken, karşıt nitelemeler hızlıca yasak veya tekzip görmüştür.

Mitingte duyulan cümle ne anlatır?“Kutsanmak” ve “sarsılmaz reis” vurgusuDers kitapları, antolojiler ve resmî baskılarSansürün istikameti neyi ele verir?“İki Mustafa Kemal” söylemi ve ebedîleştirmeTören–ritüel–mabet üçgeni“Devlet bilmiyordu” denilebilir mi?

Show more...
3 weeks ago
21 minutes 59 seconds

Atatürk ve Din
Şair ve Sanatçıların Dilinde Atatürk (Kemalist Mitoloji - 6)


  • “Şairler Atatürk’e ‘Tanrı’ mı Dedi?” Arşivden çarpıcı mısralar ve gizlenmeyen gerçek

  • Mabede Çevrilen Şiir: Aydın şairler Atatürk’ü nasıl kutsallaştırdı?

  • Putlaşmanın Şiir Defteri: Behçet Kemal’den Yakup Kadri’ye, mısra mısra inşa

  • “Tapıyoruz” diyen kalemler: Cumhuriyet şiirinde lider kültünün anatomisi

  • 1933’ün Mistik Dili: Şiir, marş ve antolojilerle kurulan yeni “kutsal”


Bu bölümde neler var?

  • “Aydın sınıf şairlerimiz”in (1915-1938) Atatürk’e verdiği unvanlar: münci, rehber, Güneş, Ülkü Tanrımız, Kâbe, put…

  • Şiir dünyamızda Atatürk (TDK Yay.) taraması: mitoloji, Ergenekon/Bozkurt sembolleri, tanrılaştırma teması ve “yeni inanç dili”.

  • Antolojilerde yer alan açık mısralar: “tapıyoruz”, “Tanrı gibi”, “ölmez”, “Kâbe”, “kuluz” vb.—sansürlenen/traşlanan baskılara notlar.

  • 1933’ün mistik iklimi: şiirin siyasî ritüele eklemlenmesi, lider kültünün mısra mısra inşası.

  • “Şair abartır” savunusuna metinle cevap: övgünün ibadete dönüştüğü eşikler.

Show more...
3 weeks ago
20 minutes 36 seconds

Atatürk ve Din
Taptığımız, İlahımız, Babamız Atatürk (Kemalist Mitoloji - 5)

Başlıklar

  1. Yakın Çevrenin Tanrısallaştırdığı Atatürk: Mektuplar, romanlar, nutuklar

  2. “Tapıyoruz” Diyenler: Manevi kızlar, tarih kurumcular, kalem erbabı

  3. Mistik 1933 ve Sonrası: Putlaştırmanın belgeli anatomisi

Bismillahirrahmanirrahim. Değerli kardeşlerim; bugün “uzaktan” anlatılan Atatürk değil, yan masadan konuşan Atatürk anlatılarını açıyoruz. Sofra arkadaşlarının, kalemdaşlarının, devlet kademesindeki yakınlarının; mektuplarda, hatıratlarda, roman sayfalarında Atatürk’ü nasıl yarı-tanrısal bir figüre dönüştürdüklerini belgesiyle göstereceğim. Bu, afakî bir iddia değil; satır satır, cümle cümle, tarihler ve sayfa numaralarıyla konuşacağız.

Önce sözün rengi: “Mürşit, rehber, muallim, münci” yetmiyor; “perestiş” talep eden bir sevgi dili kuruluyor. “Kahraman tahlil edilmez, tapılır” diye yazanlar var. “Ulûhiyet güçleri onda tecelli etti” diyenler var. Romanlarda “ol dedi oldu” diye tasvir edilen bir “yaratıcı” metaforu… Sofraların “ayin”e benzetildiği, nutkun “kitab-ı mukaddes” yerine konduğu cümleler… Manevi kızların mektuplarında “mukaddes babamız, ilahî sözleriniz, tapıyoruz” hitapları… Bunlar birer istisna değil; iklim bu. 1933’ün o “mistik yılı”nda zirve yapan, sonra ders kitaplarına, merasim metinlerine, gazete sütunlarına işleyen bir dil.

Burada mesele kimseyi tahkir etmek değil; kült inşasının mekanizmasını göstermek. Dil nasıl kuruldu? “Şef = Ulus” özdeşliği nasıl “kutsallık” devşirdi? Neden “eleştiri” günah sayıldı? Neden “yanlış yaptı” diyene “hain” damgası yapıştırıldı? Cevaplar metinlerin içinde. Bir yanda “iki Mustafa Kemal” söylemiyle topluma yayılan ebedîleştirme fikri, öte yanda tarih kurumlarının ve maarif kadrolarının benimsediği mabet dili: heykel = nişan, nutuk = kitap, tören = ibadet. Bu üçleme bir kere oturunca, akıl geri çekiliyor; ritüel ilerliyor.

Bu bölümde ben, kırpıntı paylaşım, montaj ekran görüntüsü değil; tam cümleleri, tam paragrafları önüme koyuyorum. “Yükseltmek için uydurmak” nasıl bir akide kusuruysa, “hakikati örten saygı” da o kadar kusurdur. Seven de sevmeyen de aynı kuralın altında: Metin konuşur. Belgeler açık: övgü ipin ucunu kaçırdığında sevgi kulluğa, minnet perestişe, hatıra ayine dönüşüyor. Bugün, yakın çevrenin Atatürk’e nasıl baktığını mistik gözle değil, metnin çıplak ışığında okuyacağız. Gerisi sizin vicdanınıza kalmış: muhabbet mi, mabed mi?

Uzun açıklama

Show more...
3 weeks ago
20 minutes 58 seconds

Atatürk ve Din
Kemal Atatürk'ü Kutsama İhtiyacı (Kemalist Mitoloji - 4)

Başlıklar

  1. Atatürk Neden Tanrılaştırıldı? 1933’ün “mistik yılı” ve saklanan belgeler

  2. Fenâ-fil-Kemal mi? Putlaştırmanın adım adım inşası ve sonuçları

  3. “Halık”ın Gölgesinde: 10. yıl söylemi, mabet dili ve lider kültü

Bismillahirrahmanirrahim. Değerli kardeşlerim; bu bölümde “Atatürk’ü kutsama ihtiyacı” nereden çıktı, neden bazı çevrelerde Atatürk ilahî bir varlık gibi algılandı, bunun evveliyatı ve sonuçları nelerdir—bunları konuşacağız. Masada slogan yok, belge var. 1920’den 1933’e uzanan o on üç yıllık tırmanışı adım adım okuyacağız ve 1933’ü—Cumhuriyet’in 10. yılı—“mistik yıl” yapan atmosferi göstereceğim: muhalefetin susturulduğu, dilin mabede dönüştüğü, liderin “halık” sıfatlarıyla yüceltildiği metinleri…

Elimde 29 Ekim 1933’e özel basılmış bir eser var: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hâlık Gazi Mustafa Kemal.” Dikkat buyurun: her şeyin Türkçeleştirildiği bir dönemde “yaratıcı” yerine “Hâlık” ısrarı—bu sıradan bir kelime tercihi değil, kült inşasının ilanıdır. İlk sayfalardan itibaren “Cumhuriyet gençliğinin amentüsü” başlıklarıyla iman dili kuruluyor: “sevmek” yetmiyor; bağlanmak, “bağlılığı iman esası”na çevirmek isteniyor. Metnin sonunda varılan hüküm açık: Mustafa Kemal “bütün dâhilerin fevkinde”, “ebediyen yaşayacak” bir varlık. Bu dilin siyasî karşılığını zaten biliyorsunuz: eleştirinin günah sayılması, “yanlış yaptı” diyemeyen zihinler, “aleyhte oy ancak hainliktir”e varan fanatizm.

Bu kutsallaştırmanın iki ana sebebi öne çıkıyor. Birincisi, inkılapları oturtma güdüsü: “Şef ne kadar yüceyse kararı da o kadar tartışılmaz olsun.” İkincisi, ideolojik formül: “Atatürk = Türk milleti”, “millet = Atatürk”. Durkheim’ın toplumu tanrılaştıran çizgisinin yerel uyarlaması: ulus = kutsal, şef de bu kutsalın cisimleşmiş hâli. Böyle olunca ulus kutsandıkça lider kültü, lider yüceldikçe ulusçuluk aynı anda pompalanıyor; adına da “Türk panteizmi” diyorlar. 1930’lar boyunca ders kitapları, nutuklar, tören metinleri, gazete yazıları bu dili tekrar tekrar işliyor. İlk yıllarda “abartmayın” diyen ton zamanla yerini “iki Mustafa Kemal vardır” tasvirine bırakıyor: “Ben ve siz”—fikirlerin ölümsüzleştirildiği, camın kilise, meydanın mabet kılındığı bir sembolizm.

Peki bu nereye varıyor? Eleştirisiz bir mukaddes şahsiyet fikrine. Okulun ilk sayfasından duvardaki portreye, törenden marşa kadar hayatın her köşesinde aynı isim tekrarlandıkça hata görme kabiliyeti köreliyor; “yanlış” diyen “düşman”, “soru” soran “hain” oluyor. Yabancı seyyahların ve gazetecilerin aktardığı sahneler, içeriden yazarların “itiraf” sayılabilecek cümleleri de bu tabloyu teyit ediyor: rejimi taşımak için putlaştırma bir araç hâline geliyor; fakat unutmayalım, putlaştırılan kahraman ölür—ya da canlı düşünce ölür, heykel kalır.

Bu bölümde, “ilahî payeler” ve “mabet dili”nin nasıl kurulduğunu; “Hâlık”, “amentü”, “ebedîlik” vurgularının metinden metne nasıl çoğaltıldığını; 10. yılın neden bir eşik olduğunu; lider kültü → eleştiri yasağı → toplumsal körleşme zincirini belgeyle göstereceğim. Meselemiz ne sevgi ne nefret; tasavvur ile tasdik arasına net bir çizgi çekmek. Kutsama ihtiyacı neden doğdu, nasıl beslendi, bugün zihnimizi nasıl hâlâ ipotek altında tutuyor—hepsini somut örneklerle, isim ve tarih vererek konuşacağız. Sonunda hükmünüzü siz verin: muhabbet mi, mabed mi?

Show more...
3 weeks ago
20 minutes 42 seconds

Atatürk ve Din
Liderlere Tapınma Kültü ve Atatürk (Kemalist Mitoloji -3)

Bu bölümde toplumların liderlerini nasıl ve ne zaman ilahlaştırdıklarını anlamaya çalıştık. Bununla birlikte Mustafa Kemal'i tanrılaştıran anlayışın yeşerdiği ortama da değindik.

Show more...
4 weeks ago
20 minutes 49 seconds

Atatürk ve Din
Kahramana Tapınmak ve Kemalizm (Kemalist Mitoloji - 2)

Carlyle felsefesinde kahramana tapınmak, kahramanı kutsamak tarihin gerçek yüzüdür. İnsanlık tarihi aslında kahramanların hayat hikayeleridir. Bütün göçlere, savaşlara, barışlara ve gelişmelere kahramanlar yön verirler. Öyleyse onları tanımak tarihi tanımaktır, onlara tapınmak hiçbir zaman sonu gelmeyecek bir putperestlik türdür. Paganizmin en kadim kalıntısıdır.

Show more...
4 weeks ago
20 minutes 23 seconds

Atatürk ve Din
İnsan Neden Allah'a Şirk Koşar? (Kemalist Mitoloji -1)

İnsan Neden Allah'a Şirk Koşar? (Kemalist Mitoloji -1)İlk programımızda insanın neden Allah'a ortak koştuğunu, bu affedilmez yanlışı neden işleyebileceğini inceledik. Bize göre en belirgin yedi gerekçe şöyledir

  • Dini/Siyasi lidere aşırı sevgi, sevginin çığırdan çıkıp tapınmaya dönüşmesi. (Bakara, 165)
  • Olağanüstü yollarla yardım dilenme, sıkıntıların giderilme arzusu. (Yasin, 74)
  • Allah'a yakınlaşma arzusu ile birilerini kutsallaştırma gayreti. (Zümer, 3)
  • Dünyayı ahirete tercih edip, dünyevi tercihleri önceleme, dünya nimetleri ile tatmin olma. (İbrahim, 3)
  • Oluşturdukları organizasyonlar sürüp gitsin, menfaatleri baltalanmasın diye birbirinin yalanlarına ve yanlışlarına susmak. (Ankebut, 25)
  • Lidere yaranma, onun gölgesi altında yaşama ve kariyer yapma amacı (Şuara, 41)
  • Liderleri kutsayarak, ona daha fazla hizmet ederek diğer insanlara hükmetme gayreti. (Meryem, 81)

Show more...
1 month ago
20 minutes 55 seconds

Atatürk ve Din
Atatürk’e Göre Tanrı, Allah Kavramı ve Yaratılış

Atatürk’ün herkese ilan ettiği, hiç çekinmeden dile getirdiği yaratılış ve din hakkındaki kanaatleri yıllarca halktan gizlendi ve hala da gizlenmektedir. Oysa Atatürk’ün düşünceleri bir zamanlar tarih kitaplarından özel mektuplara, meclis konuşmalarından gazetelere hatta yabancı yazarların kitaplarına kadar her yerde yazılıyor, konuşuluyor ve biliniyordu.* Kanalımızda özellikle; imsak ve sahur vakti, ramazan ayı, tarikatlarda yayılan hurafeler, kandil geceleri, Atatürk ve İslam, Menzil tarikatı, İsmailağa cemaati, nurculuk Said Nursi, laiklik, şeriat ve diğer konulardaki Kur'an mesajlarına dikkat çekiyoruz.Youtube kanalımızda hurefe ve şirk eleştirisine, Kur’an’ın tevhit davetine, iç yozlaşmaya ve geleneksel din anlayışının Kur’an'a göre eleştirilmesine öncelik veriyoruz. Ramazan ayında, oruçluyken hurafeler inanmak, uydurulmuş dine göre iman etmek ya da daha kötüsü Allah'a ortak koşup Kur'an mesajından mahrum kalmak son derece ibret verici bir şey değil mi?

Show more...
1 month ago
25 minutes 36 seconds

Atatürk ve Din
ATATÜRK’ÜN KALEMİNDEN KUR’AN VE MUHAMMED (as) (Sansürsüz)

Atatürk’ün herkese ilan ettiği, hiç çekinmeden dile getirdiği yaratılış ve din hakkındaki kanaatleri yıllarca halktan gizlendi ve hala da gizlenmektedir. Oysa Atatürk’ün düşünceleri bir zamanlar tarih kitaplarından özel mektuplara, meclis konuşmalarından gazetelere hatta yabancı yazarların kitaplarına kadar her yerde yazılıyor, konuşuluyor ve biliniyordu. Atatürk’ün dinlere eleştirel bakışı en yakınları tarafından bile sansürlendi, herkesin bildiği bu sırlar sanki mayın tarlasıymış gibi “sakıncalı alan” kabul edildi. Videomuzda Muhammed (as) ve İslam hakkında Atatürk’ün el yazılarını ve gerçek düşüncelerini bulacaksınız ve göreceksiniz ki; ülkemizde en zor şey Atatürk’ü Atatürk’ten öğrenmektir.Yararlanılan Kaynaklar:• Saçak Dergisi, Sayı: 26, 44, 47.• İkibin’e Doğru, Sayı: 4, 43.• Doğu Perinçek, Kemalist Devrim 2/Din ve Allah, Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Cemil Koçak, Geçmişiniz İtina İle Temizlenir, İletişim Yayınları, 7. Basım.• Atatürk, Din ve Laiklik Üzerine, Derleyen: Doğu Perinçek, Kaynak Yayınları, 3. Basım.• Sinan Meydan, Atatürk İle Allah Arasında, İnkılap Kitapevi Yayınları, 10. Basım.• Doğu Perinçek, Kemalist Devrim-5/Kemalizmin Felsefesi ve Kaynakları, Kaynak Yayınları, 1. Basım.• Haldun Eroğlu, “Mustafa Kemal Atatürk'ün Düşün Dünyasının Oluşumundaki Etkenlerle İlgili Bazı Görüşler”, Ankara Üniversitesi Türk inkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Mayıs-Kasım 2001• Gürbüz D. Tüfekçi, Atatürk'ün Okuduğu Kitaplar - Eski ve Yeni Yazılı Türkçe Kitaplar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Basım.• Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk İhtilali, Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Türk Tarihinin Ana Hatları, Kaynak Yayınları, 3. Basım.• Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 4. Basım.• Türk Tarihinin Ana Hatları, Kaynak Yayınları, 3. Basım.• Zafer Toprak, Darwin'den Dersime Cumhuriyet ve Antropoloji, Doğan Kitap 1. Basım.• Tarih – V. Sınıf, İstanbul 1945 – Maarif Matbaası.• Ortamektepler İçin Tarih I, Devlet Matbaası, 1934.• Tarih I, Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri, (1931-1941), Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Enver Behnan Şapolyo, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, Rafet Zaimler Yayınevi, 1958.• Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, İctihad Mad.• Jean Meslier, “Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali”, Tercüme: Abdullah Cevdet, Kaynak Yayınları, 16. Basım.• Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, 23-24-25 Ciltler.• Yaşar Çolak, Atatürk ve Din, “Din, Bilim, Uygarlık ve Atatürk”, Diyanet İşleri Başkanlığı süreli yayınları, Basım: Nisan 2007• Afet İnan, Medeni Bilgiler ve Atatürk’ün El Yazıları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 3. Basım.• Şemseddin Güler, M. Kemal ve Din, Kişisel Yayınlar.• Kazım Öztürk, Türk Parlamento Tarihi: TBMM II. Dönem 1923-27, c: I.• Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması (1923-1931), Cem Yayınevi, 3. Basım.• Türk Tarihinin Ana Hatları, Methal Kısım, Türk Tarihinin Ana Hatları, Methal Kısım, İstanbul Devlet Matbaası, 1931.• Tarih II, Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri, (1931-1941), Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Şeref Kitabı, Cumhuriyetin XV. Yıl Dönümünde Türk Gençliğinin Duygu ve Düşüncesi, Cumhuriyet Matbaası İstanbul - Ankara, 1938.

Show more...
1 month ago
10 minutes 1 second

Atatürk ve Din
Diyanet Atatürk'e Neden Rahmet Okumaz? (Öteki 10 Kasım -8)

Serimizin son bölümünü Diyanet'in hutbelerde Atatürk'e yer vermeme sebebine ve Atatürk'ün ahiret inancı hakkındaki görüşlerine ayırdık. Mescitler hiçbir dini ya da siyasi kurumun şubesi değildir. Öyleyse Atatürk'e hutbelerde yer açın dayatması anlamsız ve gereksizdir.“Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır;

  • #Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi?
  • İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi?
  • “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi?
  • Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu?
  • Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti?
  • Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi?

Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor. Kaynakça: ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017. AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975. KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007. Resmi Tebliğ, Ulus, 11 Sonteşrin 1938. Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt 2, İstanbul, Yapı ve Kredi Bankası Yayınları, 1973. ŞEHSUVAROĞLU, Bedi, Atatürk’ün Sağlık Hayatı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1981. ÜNAYDIN, Ruşen Eşref, ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI Profesör Dr. Nihad Reşad Belger’le mülâkat, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1959. Akçiçek, Eren. “Atatürk’ün Sağlığı Hastalıkları ve Ölümü.” Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2000. Atay, Falih Rıfkı, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, 1984. İnönü, İsmet, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, 1985. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Ban kası Kültür Yayınları, 4. Basım, (1984). Afet İnan, Atatürk’ten Mektuplar, Türk Tarih Kurumu Basımevi – Ankara, 1989 Basım.

Show more...
1 month ago
20 minutes 59 seconds

Atatürk ve Din
Atatürk'ün Vefatı ve 10 Kasım Hurafeleri (Öteki 10 Kasım -7)

Atatürk'ün vefatı üzerine ortaya atılan ve bir hayli yayılan bazı hurafelere değindik. Ve gördü ki zihinlere kazınan hurafeleri temizlemek hiç de kolay değil. Atatürk ölüm melekleri ile ne konuştu?“Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır;

  • #Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi?
  • İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi?
  • “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi?
  • Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu?
  • Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti?
  • Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi?

Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor.Kaynakça: ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017. AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975. KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007. Resmi Tebliğ, Ulus, 11 Sonteşrin 1938. Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt 2, İstanbul, Yapı ve Kredi Bankası Yayınları, 1973. ŞEHSUVAROĞLU, Bedi, Atatürk’ün Sağlık Hayatı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1981. ÜNAYDIN, Ruşen Eşref, ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI Profesör Dr. Nihad Reşad Belger’le mülâkat, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1959. Akçiçek, Eren. “Atatürk’ün Sağlığı Hastalıkları ve Ölümü.” Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2000. Atay, Falih Rıfkı, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, 1984. İnönü, İsmet, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, 1985. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Ban kası Kültür Yayınları, 4. Basım, (1984). Afet İnan, Atatürk’ten Mektuplar, Türk Tarih Kurumu Basımevi – Ankara, 1989 Basım.

Show more...
1 month ago
20 minutes 57 seconds

Atatürk ve Din
Atatürk'ün sansürlenen gerçek fikirlerini dinlemeye hazır mısınız?